Nafaka Türleri, Süreçleri ve Dava Ücretleri – İzmir ve Manisa’dan Bilgilendirme

Nafaka, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen ve boşanma veya ayrılık süreçlerinde ya da aile bireylerinin bakımıyla ilgili olarak hükmedilen bir maddi katkı türüdür. İzmir boşanma avukatı ya da Manisa boşanma avukatı arayışında olan kişiler için nafaka konusu sıklıkla merak edilmektedir. Bu yazımızda, nafaka türlerini, dava süreçlerini, ödeme yükümlülüklerini ve tahsil yollarını detaylıca ele alacağız.

Nafaka Türleri Nelerdir?

1. Tedbir Nafakası:
Boşanma davası açılmadan önce ya da dava sırasında eş veya çocukların geçimini sağlamak amacıyla Aile Mahkemesi tarafından hükmedilen geçici nitelikteki nafaka türüdür. İzmir’de veya Manisa’da açılacak bir boşanma davasında, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırması sonrası bu nafaka miktarı belirlenir.

2. İştirak Nafakası:
Velayet kendisine verilmeyen eşin, çocukların eğitim, sağlık ve temel ihtiyaçlarını karşılaması için ödemekle yükümlü olduğu nafakadır. İzmir ve Manisa’da görev yapan tecrübeli bir avukat, iştirak nafakası hesaplamasında hakimin dikkat ettiği kriterler konusunda size detaylı rehberlik sunacaktır.

3. Yoksulluk Nafakası:
Boşanma sonrası mali durumu bozulan ve yoksulluğa düşen eşin, diğer eşten talep edebileceği nafaka türüdür. Talep edilen nafaka, tarafların kusur durumuna ve gelir düzeylerine göre belirlenir. Manisa veya İzmir’de en iyi avukat arayışında olanlar için yoksulluk nafakası, boşanma sürecinin en kritik noktalarından biridir.

4. Yardım Nafakası:
Aile bireylerinin (altsoy, üstsoy, kardeş) yoksulluğa düşmesini önlemek amacıyla bağlanan nafakadır. Boşanma ile doğrudan ilişkisi yoktur.


Nafaka Davalarında Süreç ve Ücretlendirme

Tedbir Nafakası Ne Kadar Süreyle Devam Eder?

Boşanma davası açılmadan önce verilen tedbir nafakası, mahkeme yeni bir karar verene kadar devam eder. Boşanma davası sırasında hükmedilen tedbir nafakası ise dava kesinleşene kadar geçerlidir. Şartların değişmesi durumunda taraflar, mahkemeden miktar artırımı veya azaltımı talep edebilir.

Nafaka Davası Açma Ücretleri

İzmir ve Manisa’da nafaka davası açmak isteyenler için dava harçları nafaka türüne göre değişiklik gösterebilir:

  • Tedbir Nafakası: Boşanma davası içinde talep edilirse harç alınmaz. Bağımsız açılırsa talep edilen miktar üzerinden nispi harç alınır.

  • Yoksulluk ve İştirak Nafakası: Genellikle boşanma davasıyla birlikte talep edildiğinden harçsızdır.

  • Yardım Nafakası: Dava tarihinden itibaren hüküm doğurur ve bağımsız dava şeklinde açılır. Harçlar sabit ya da nispi olabilir.

Dava masraflarına; başvuru harcı, peşin harç, gider avansı ve vekalet ücreti gibi kalemler dahildir. Bu masraflar, açılacak mahkemeye ve talep edilen nafaka miktarına göre değişiklik gösterir. Uygun bir avukatlık hizmetiyle süreci daha ekonomik ve etkili bir şekilde yönetmek mümkündür.


Nafaka Ödenmezse Ne Olur?

Nafaka borcunun ödenmemesi durumunda alacaklı taraf, İcra ve İflas Hukuku çerçevesinde icra takibi başlatabilir. Özellikle iştirak ve yoksulluk nafakasının ödenmemesi halinde, tazyik hapsi gibi yaptırımlar uygulanabilir. İzmir avukat veya Manisa avukat desteğiyle hak kaybına uğramadan tahsil süreci etkin biçimde yürütülebilir.


İzmir ve Manisa’da Nafaka Davası Açarken Nelere Dikkat Edilmeli?

  • Velayet, gelir durumu, evlilik süresi, kusur oranları mutlaka dikkate alınmalı.

  • Eşin ekonomik ve sosyal durumu detaylı şekilde araştırılmalı.

  • Nafaka talebi mutlaka usule uygun ve zamanında yapılmalı.

  • Hukuki destek, davanın hızlı ve lehinize sonuçlanması açısından önemlidir.


Sık Sorulan Sorular

Tedbir nafakası ne zaman başlar?
Mahkeme kararının verildiği tarihten itibaren geçerli olur.

Nafaka süresiz mi ödenir?
Yoksulluk nafakası süresizdir. Ancak şartlar değiştiğinde kaldırılabilir.

Öğrenci olan çocuk için nafaka devam eder mi?
Evet. Çocuk ergin olsa bile eğitim hayatı devam ediyorsa nafaka ödenir.

İzmir veya Manisa’da nafaka davası ne kadar sürer?
Davanın türüne ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte 1 yıl ila 2 yıl  arasında sonuçlanabilir.

Benzer Yazılar 

2025 Yılı Asgari Ücret Ne Kadar Oldu?


2025 yılı asgari ücret
rakamı açıklandı ve 22.104 TL olarak belirlendi. Bir önceki yıl, yani 2024 yılı asgari ücreti 17.900 TL idi. Bu durumda asgari ücrette %23,49 oranında artış gerçekleşti.

2025 yılı asgari ücret ne kadar arttı? sorusunun cevabı, hem işçiler hem işverenler açısından büyük bir merak konusu oldu. Asgari ücrette yapılan bu artış, çalışanların gelirlerini artırmayı hedeflerken aynı zamanda işverenler için de önemli bir maliyet unsuru oluşturuyor.

Asgari Ücret Artışı: Geçmiş Yıllarla Karşılaştırma
2025 yılı asgari ücret rakamı, önceki yıllara kıyasla dikkat çekici bir artış oranına sahip. 2024 yılında belirlenen 17.900 TL’ye göre yapılan artış, çalışanların alım gücünü artırmak ve ekonomik dalgalanmalar karşısında gelirlerini korumak amacıyla gerçekleştirildi.

2025 Yılı Asgari Ücretin Çalışanlara Etkisi
22.104 TL olarak belirlenen asgari ücret, çalışanların temel ihtiyaçlarını daha iyi karşılamasını amaçlarken, ekonomik büyümeyi destekleyici bir adım olarak değerlendiriliyor. Ayrıca bu artış, işgücü piyasasında dengeleri etkileyebilecek önemli bir gelişme.

Asgari Ücret Ne Kadar Arttı?
2024 yılına göre %23,49 oranında artan 2025 yılı asgari ücret, hem çalışanların bütçelerinde hem de işverenlerin maliyetlerinde önemli değişikliklere neden oldu. Asgari ücretteki bu artış, ekonomik koşullar, enflasyon oranları ve çalışanların refah düzeyi dikkate alınarak belirlendi.

2025 Asgari Ücret ile İlgili Sık Sorulan Sorular

  • 2025 asgari ücret ne kadar oldu?
    2025 yılı için asgari ücret brüt 22.104 TL olarak açıklandı.
  • 2025 asgari ücret ne kadar arttı?
    2024 yılına göre %23,49 oranında bir artış yapıldı.
  • Asgari ücret artışı çalışanlara nasıl yansıdı?
    Yapılan artış, çalışanların alım gücünü desteklemek amacıyla gerçekleştirildi.

Anayasanın 3. Maddesi ve 4. Maddesi Hakkında Detaylar

Anayasanın 3. maddesi, Türkiye Devleti’nin temel unsurlarını açıkça tanımlar. Bu maddeye göre:

  • Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
  • Resmi dili Türkçedir.
  • Bayrağı, şekli kanunla belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
  • Milli marşı İstiklal Marşıdır.
  • Başkenti Ankaradır.

Bu düzenlemeler, Türkiye Devleti’nin kimliğini ve bütünlüğünü vurgulamaktadır. Anayasanın 3. maddesi, devletin birliği ve resmi sembollerine dair temel hükümleri içerir.

Anayasanın 4. Maddesi: Değiştirilemez Hükümler

Anayasanın 4. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel yapı taşlarını koruma altına alır. Bu maddeye göre:

  • Anayasanın 1. maddesi (Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu),
  • Anayasanın 2. maddesi (Cumhuriyetin nitelikleri),
  • Anayasanın 3. maddesi (Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti)
    değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Bu hükümler, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal yapısının temel taşlarını oluşturur ve her türlü anayasal değişiklikte dahi dokunulmaz niteliktedir. Anayasanın 4. maddesi, anayasanın diğer maddelerine oranla daha sıkı bir koruma sağlamaktadır.

9. YARGI PAKETİ VE MERAK EDİLENLER

9. Yargı Paketi TBMM’de Kabul Edildi

Kamuoyunda “9. Yargı Paketi” olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Bu yeni düzenleme, yargı sisteminde önemli yenilikler getirerek vatandaşların adalet hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı ve yargı süreçlerini hızlandırmayı hedefliyor.

Adalet Bakanı Tunç’tan Açıklamalar

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “9. Yargı Paketi”nin adil yargılanma hakkını güçlendiren, arabuluculuk süreçlerini etkinleştiren ve savunma hakkını genişleten düzenlemeler içerdiğini belirtti. Bakan Tunç, paketle birlikte e-satışlarda şeffaflığın artırıldığını, avukatların haklarının güçlendirildiğini ve mülkiyet hakkının korunduğunu ifade etti.


9. Yargı Paketi ile Gelen Önemli Düzenlemeler

1. İcra ve İflas Kanunu’nda Değişiklikler

Elektronik ortamda açık artırma süreçlerinde daha şeffaf bir sistem kuruldu. Yeni düzenlemeye göre, açık artırmalarda teklifler arasındaki fark malın muhammen kıymetinin binde beşinden az olamayacak ve uzama süreleri netleştirildi.

2. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı

Soru sayısı 100’den 120’ye çıkarıldı ve sınav kapsamına “milletlerarası hukuk”, “milletlerarası özel hukuk” gibi yeni hukuk alanları eklendi.

3. Yediemin Otoparklarındaki Araçların Satışı

Yediemin otoparklarında uzun süre kalan araçların satışı kolaylaştırıldı. Satış sonrası araç üzerindeki hukuki şerhler otomatik olarak kaldırılacak, böylece süreç hızlanacak.

4. Arabuluculuk Mekanizmalarının Güçlendirilmesi

İlk toplantıya katılım zorunluluğu getirildi. Katılmayan taraf, yargılama giderlerinden sorumlu tutulacak. Ayrıca, 20 yıllık mesleki kıdeme sahip olanlar yazılı sınav olmaksızın arabulucu olabilecek.

5. Türk Medeni Kanunu’nda Değişiklikler

Soybağının reddi davalarında yeni süre düzenlemeleri yapıldı. Evlat edinme süreçlerinde nüfus kaydıyla ilgili değişiklikler de pakete dahil edildi.


Arabuluculuk ve Adil Yargılanma Hakkı Öne Çıkıyor

9. Yargı Paketi, vatandaşların yargıya erişimini kolaylaştırmayı ve adalet hizmetlerinde şeffaflığı artırmayı amaçlayan kapsamlı düzenlemeler içeriyor. Yeni düzenlemeler, özellikle e-satış, arabuluculuk süreçleri, ve yargı süreleri ile ilgili sorunların çözümüne odaklanıyor.

Türkiye’deki Popüler Hukuk Konularında Uzman Avukatlarla Çözüm Bulun

 

Türkiye’de hukuk alanında birçok dal ve uzmanlık alanı bulunmaktadır. İzmir gibi büyük bir şehirde, İzmir avukat arayışına giren bireyler, hukuki sorunlarını çözmek için farklı hukuk alanlarında uzmanlaşmış profesyonellere ihtiyaç duyar. Özellikle Türkiye’de en çok aranan hukuk konuları arasında boşanma avukatı, ceza hukuku avukatı, iş hukuku avukatı ve gayrimenkul avukatı öne çıkmaktadır. İzmir’de profesyonel destek almak isteyenler için rehber niteliğinde olan bu makale, popüler hukuk konuları hakkında bilgi sunmaktadır.

1. Boşanma ve Aile Hukuku: İzmir Boşanma Avukatı

Boşanma ve aile hukuku, Türkiye’de ve İzmir’de en çok başvurulan hukuk dallarından biridir. Evliliğin sona erdirilmesi, çocuk velayeti, nafaka talepleri, mal paylaşımı gibi konular boşanma avukatı İzmir aramalarında öne çıkar. İzmir’de aile hukukunda uzmanlaşmış avukatlar, müvekkillerinin haklarını koruyarak boşanma sürecini en sağlıklı şekilde tamamlamalarını sağlar. Özellikle anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma davaları, profesyonel bir boşanma avukatı desteği gerektiren davalardır.

2. Ceza Hukuku: İzmir Ceza Avukatı

Ceza hukuku, suç ve ceza ilişkisini düzenleyen bir hukuk dalıdır ve Türkiye’de oldukça önemlidir. İzmir’de ceza avukatı arayanlar, adli suçlardan dolandırıcılık, yaralama, uyuşturucu ticareti, hırsızlık ve diğer ağır ceza davalarına kadar birçok konuda uzman avukatlardan destek alır. Ceza hukuku davaları karmaşık ve titizlik gerektiren süreçlerdir. İzmir ceza avukatı, müvekkillerini hem mahkeme sürecinde hem de savunma hazırlıklarında en iyi şekilde temsil ederek adil bir sonuç elde etmelerine yardımcı olur.

3. İş Hukuku: İzmir İş Hukuku Avukatı

İzmir gibi büyük şehirlerde iş hukuku davaları oldukça yaygındır. İşten çıkarılma, kıdem ve ihbar tazminatı, mobbing, fazla mesai alacakları gibi konular iş hukuku avukatı İzmir aramalarında öne çıkmaktadır. İş hukuku, işçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde önemli bir role sahiptir ve profesyonel bir iş hukuku avukatı, işçilerin haklarını korumak adına dava sürecini yönetir. İzmir’de iş hukuku alanında uzman bir avukatla çalışarak iş mahkemelerinde hak kayıplarının önüne geçilebilir.

4. Gayrimenkul ve Tapu Davaları: İzmir Gayrimenkul Avukatı

Türkiye’de gayrimenkul ve tapu davaları, en popüler hukuk konuları arasında yer alır. İzmir’de mülk sahibi olmak isteyenler, tapu iptali, taşınmaz davaları, ortaklığın giderilmesi ve kat mülkiyeti gibi konularda gayrimenkul avukatı İzmir arayışına girmektedir. Gayrimenkul hukuku davalarında İzmir’de uzman bir avukatla çalışmak, mülkiyet haklarının korunmasında ve süreçlerin sorunsuz ilerlemesinde büyük fayda sağlar.

5. Miras Hukuku: İzmir Miras Avukatı

Miras hukuku, ölen bir kişinin mal varlığının mirasçıları arasında adil bir şekilde dağıtılmasını düzenleyen bir hukuk dalıdır. İzmir’de mirasçılar arasında sıklıkla anlaşmazlık yaşanabilmekte ve bu gibi durumlarda miras avukatı İzmir aramaları öne çıkmaktadır. Miras avukatları, tereke tespiti, vasiyetname düzenlenmesi, miras paylarının belirlenmesi gibi süreçlerde müvekkillerine rehberlik eder ve hak kayıplarını önlemek için hukuki destek sağlar.

İzmir’de Avukat Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz?

İzmir’de herhangi bir hukuk alanında avukat ararken şu unsurlara dikkat etmek önemlidir:

  1. Uzmanlık Alanı: Aradığınız hukuk dalında uzman ve deneyimli bir avukatla çalışmak, dava sürecinde avantaj sağlar.
  2. Referans ve Deneyim: Daha önceki davalardaki başarısı, avukatın deneyim düzeyi hakkında bilgi verir.
  3. Şeffaf İletişim: Davalar karmaşık süreçler içerdiğinden, avukatınızla iyi bir iletişim kurarak süreci her aşamada takip edebilirsiniz.

İzmir avukat arayışında, ihtiyacınıza uygun uzman bir avukatla çalışarak hukuki sorunlarınızı en iyi şekilde çözebilir ve haklarınızı koruyabilirsiniz.

İzmir Büyükşehir Belediyesi & ESHOT – 5 Dakika Kuralına dair Kamu Denetçiliği Kararı

Bildiği üzere İzmir ili çevresinde kullanılan İzmirim Kartlarda 5 dakika kuralı uygulanmaktadır. Bu kural ile; aktarma yapacağı duraklar arasındaki mesafe kısa olsa dahi vatandaşlar tam ücret ödememek için en az 5 dakika beklemek zorunda kalıyordu. Nitekim, ilk kart basımından sonra aktarma ücreti alınabilmesi için 5 dakika geçmesi gerekmekteydi. Acelesi olan vatandaşlar ise 5 dakika kuralı nedeniyle aktarma yapsa dahi tam ücret ödüyordu. Yaptığımız başvuru sonucunda Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından 5 dakikanın daha düşük bir süreye indirilmesi tavsiye edilmiştir ve talebimiz bu yönden kabul edilmiştir. 30 günlük süre içerisinde İzmir Büyükşehir  Belediyesi süreyi düşürüp düşürmeyeceğine ilişkin kararını verecektir.

SAYI                                                  : 2021/16462-S.21.26400

BAŞVURU NO                                 : 2021/7034

KARAR TARİHİ                             : 22/11/2021

BAŞVURAN                                     : MELİH SARI

BAŞVURUYA KONU İDARE        : İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU             :

Şikâyetçinin, aktarmalarda 5 dakika bekleme kuralı olarak uygulanan uygulamanın kaldırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ                        : 01/04/2021

  1. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda Melih SARI(39076856228) özetle, 28/12/2020 tarihli ve 2020/103716 no.lu ilk başvurusuna Gönderme Kararı verildiğini, ancak sonuç alamadığını, bu nedenle başvurusunun yeniden incelenmesini talep ettiğini, ESHOT tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığını, aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kaldıklarını, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazdığını, hiçbir uyarıda bulunulmadığını iddia ve ifade ederek bahse konu 5 dakika uygulanmasının kaldırılmasını ve fazla tahsil edilen ücretin iadesini talep etmektedir.

  1. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla, 28/04/2021 tarih ve S.21.10887 sayı ile 23/08/2021 tarih ve S.21.19644 sayılı yazılar ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuş, 17/08/2021 tarih ve S.21.19190 sayılı yazı ile de Türkiye Belediyeler Birliğinden görüş talebinde bulunulmuştur.

3) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının 01/06/2021 tarih ve 20926 sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;

3.1) İzmir kent içi toplu taşımacılık hizmetinde 120 dakika aktarmalı ulaşım sisteminde tüm binişlerin bir paket olarak tarifenlendirilerek ücret alındığı bir sistemin uygulandığı, İzmir toplu ulaşımını oluşturan tüm taşıma paydaşlarının (izban, metro, tramvay, vapur ve otobüs) gerek ulaşım ağında, gerekse de fiyat tarifesinde entegre bir sistem ile çalıştığı, söz konusu 120 dakika aktarmalı ulaşım araçlarına yapılan binişlerden ise kademeli olarak indirimli ücret alındığı,

3.2) 120 dakika aktarmalı ulaşım sisteminde uygulanan 5 dakika koruma süresinin, aktarmalı ulaşımın getirdiği ekonomik seyahatin İdare aleyhine istismar edilmesine yönelik olarak alınmış bir önlem olduğu, söz konusu önlemin alınmaması halinde kişilerin kendisine sağlanan indirimli aktarma hakkını başka yolcuların daha düşük bedel ödeyerek kullanmasını sağlayarak(örneğin güncel tam ücret bedeli 3,46-TL yerine 1,00-TL, 2,00-TL veya 3,00-TL ) İdare aleyhine maddi menfaat sağlanabileceği,

3.3) Bu durumun aynı otobüste, iskelede veya istasyonda aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılması suretiyle veya birbirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılması suretiyle meydana gelebileceği, bunun hem İdare hem de diğer toplu ulaşım hizmeti veren kurum ve şirketler aleyhine haksız kazanç sağlanması sonucunu doğuracağı,

3.4) Yukarıda bahsedilen aktarmalı ücret hakkının kötüye kullanılmaması ve aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmemesi amacıyla, ‘5 dakika koruma süresi’ ve ’30 dakika koruma süresi’ kuralları getirildiği, ’30 dakika koruma süresi’ kuralının aynı otobüste, iskelede veya istasyonda aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılmasının; ‘5 dakika koruma süresi’ kuralının ise birbirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılmasının önüne geçebilmek için getirildiği, bu sebeple sistem güvenliği amacıyla konulmuş 5 dakika koruma süresi kuralına göre, her binişi(aktarmalı dâhil) takiben 5 dakikalık süreye dikkat edilmesinin gerekmekte olduğu, koruma süresi dolmayan kartlardan aktarma(indirimli) ücret değil tam ücret alındığı,

3.5) Ayrıca İdare tarafından uygulanan 5 dakika koruma süresi kuralının İstanbul, Ankara ve Antalya gibi büyükşehirlerde de uygulandığı, vatandaş görüşlerinin iletilebileceği iletişim kanallarının sürekli açık tutulduğu, başvuruların açıklık, tarafsızlık, adil olma ve gizlilik prensipleri doğrultusunda ilan edilen kanallar aracılığıyla en kısa sürede değerlendirilmesi amacıyla vatandaşların yorum, öneri ve katkıları ile hizmetlerde iyileştirme çalışmalarının kesintisiz olarak devam ettiği,

3.6) Şikâyetçinin ‘Eshot tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığı, 5 dakika koruma kuralının vatandaşı mağdur ettiği, araç numarası üzerinden(elektronik olarak) aktarmanın tespit edilebileceği iddialarına yer verildiği, İzmirim kart basılan validatörlerin araç plakalarını kaydetmesi suretiyle aktarma yapan kişinin yaptığı aktarmaların tespit edilmesinin 5 dakika koruma kuralını işlevsiz hale getirmemekte olduğu, nitekim 5 dakika koruma süresi kuralının uygulanma amacının birbirine yakın ulaşım araçlarında aktarma yapılırken kartın çoklu kullanılması olduğundan araç numarası üzerinden aktarmanın tespit edilmesinin aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmesini engellememekte olduğu,

4) 23/08/2021 tarih ve S.21.19644 sayılı yazı ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığından ek bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının 15/09/2021 tarih ve 38409 sayılı cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle;

4.1) İzmir ilinin tüm toplu taşıma araçlarına(izban, metro, tramvay, vapur ve otobüs) 2021 yılının ilk 8 ayı itibariyle yapılan 154.728.785 adet ücretli binişin 57.556.226 adedini (%37) aktarmalı binişlerin oluşturduğu, Belediye araçlarına ise 2020 yılı için 95.342.278 adet aktarmasız binişle birlikte 41.985.689 adet aktarmalı binişin (%30,57) ; 2021 yılı için 58.241.379 adet aktarmasız binişle birlikte 25.089.807 adet aktarmalı binişin(%31,11) gerçekleştirildiği,

4.2) İzmir toplu ulaşımını oluşturan tüm taşıma paydaşlarının (izban, metro, tramvay, vapur ve otobüs) gerek ulaşım ağında, gerekse fiyat tarifesinde entegre bir sistem ile çalıştığı, söz konusu 120 dakika aktarmalı ulaşım sisteminde, ilk binilen ulaşım aracı için tam ücret alındığı, aktarma yapılan ulaşım araçlarına yapılan binişlerden ise kademeli olarak indirimli ücret alındığı, dolayısıyla öncelikle şikayet konusu 5 dakika koruma kuralının İzmir toplu ulaşımındaki tüm taşıma paydaşları arasında yapılan aktarmalarda kullanılmakta olduğu, yalnızca İdare tarafından değiştirilmesinin mümkün olmadığı,

4.3) İzmir ilinde yoğun olarak kullanılan raylı sistem duraklarında (Halkapınar, Konak vb.) art arda yapılacak binişlerde aynı ulaşım kartının birden fazla yolcu tarafından kullanılması gibi suiistimaller ile toplu taşıma araçlarına biniş sonrası ulaşım kartlarının cam ve kapılardan dışarı atılmak suretiyle başka bir yolcu tarafından usulsüz kullanım olaylarıyla sıklıkla karşılaşıldığı, ancak usulsüz kullanımlar adli vaka teşkil etmediğinden tutanak düzenlenerek işlem tesis edilmediği, aynı zamanda söz konusu suiistimallerin ulaşım planlama sürecinde ve sistem verilerinin analizinde yanlış değerlendirilmelere sebep olabildiği,

4.4) Elektronik ücret toplama sisteminde kullanılan 5 dakikalık koruma süresinin, geçmiş kurumsal tecrübeler doğrultusunda ve kurumsal risk analizleri sonucunda geliştirilen etkin bir önleyici tedbir olduğu, aynı zamanda aktarma hizmetini kullanan yolcuların lehine olacak şekilde mükerrer ücret tahsil edilmesini(ulaşım kartının istem dışı birden fazla okutulması, sistem arızası gibi nedenlerle) engelleyen aktif bir yapıda olduğu, 5 dakika koruma kuralının uygulanmadığı dönemde hem İdarenin hem de diğer toplu ulaşımda görev yapan Kuruluşların( İzban A.Ş., Metro A.Ş., İzdeniz A.Ş., İzelman A.Ş., İzulaş A.Ş.) zararına pek çok suiistimallerin meydana geldiği, toplu taşıma unsurlarının tıpkı ulaşım ağlarında olduğu gibi, fiyat tarifesinde de birbirine entegre olduğundan şikayete konu 5 dakika koruma süresinin kaldırılması halinde, ücretsiz binişler sebebiyle toplu ulaşım hizmeti veren İdare ile İzmir kent içi toplu ulaşım hizmeti veren kurum ve şirketlerin zarara uğramasının kaçınılmaz olduğu,

4.5) 5 dakika koruma kuralının uygulanmaması ve aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmesi halinde usulsüz kullanılan ulaşım kartına el konulmasının mümkün olmadığı gibi ulaşım kartını usulsüz kullanan kişiye hukuk sistemimizde uygulanabilecek herhangi bir hukuki yaptırımın bulunmadığı, bu durumun İzmir kent içi toplu taşıma hizmeti veren tüm kurum ve şirketler aleyhine hakkın kötüye kullanılmasına zemin hazırladığı, ayrıca İdarenin araçlarına keyfiyet üzere yapılan ve indi-bindi olarak tabir edilen ( daha boş bir otobüsün durağa gelmesi sebebiyle inip diğer otobüse binmek, bir durak sonra inerek arkadan gelen otobüse binmek vb.) davranışlarla çok daha sık karşılaşılacağı ve bu durumun toplu ulaşımın aksamasına sebebiyet vererek kent içi trafiği sıkıntıyı sokacağının açık olduğu, açıklanan nedenlerle söz konusu uygulamanın kaldırılması halinde hem İdarenin hem de İzmir kent içi ulaşım hizmeti veren diğer paydaşların yüksek hasılat kayıplarına uğrayacağı, toplu ulaşımın ve dolayısı ile kent içi trafiğin aksayacağının izahtan vareste olduğu,

4.6) 5 dakika koruma süresi kuralının kısa mesafeli duraklar arasında 2-3 dakikaya indirilmesi hususunda; uygulanan aktarmalı ulaşımın parametrelerinin bütüncül yapısını bozacağı ve hat-güzergah bazında kural işletilmesinin sağlıklı uygulanmasını olumsuz yönde etkileyeceğinin değerlendirildiği, duraklar arasındaki ortalama varış süresinin trafiksiz saat dilimlerinde ortalama olarak 102 saniye sürdüğü, binişler arasında geçen süreleri saptama çalışması raporunda ilk 5 dakikada yapılan binişlerin toplam binişlere oranının sadece %0,2006 olarak tespit edildiği, 384.354 adet yapılan aktarmalı binişin, bir önceki binişle arasındaki sürelerin analizi sonucunda; aktarmalar arası sürelerin %8 oranında ‘5 ila 10 dakika’ , %24 oranında ’10 ila 15 dakika’, %68 oranında ise ‘20 ila 120 dakika’ olduğu tespit edildiği, aktarmalar arası sürelerin biniş frekansları incelendiğinde; aktarmalar arasında geçen ortalama sürenin ’28 dakika 26 saniye’ olduğunun tespit edildiği,

4.7) İzmir Büyükşehir Belediyesince kurulan entegre toplu ulaşım sistemi ve buna bağlı çalışan elektronik ücret toplama sisteminin bir bütün olarak çalıştığı, toplu ulaşım ücret tarifesi ve aktarma ücretlerinin de birbiri ile entegre olduğu, bu sebeple İdare özelinde 5 dakika koruma süresinin kaldırılması veya 5 dakika koruma süresinde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, yapılacak değişikliğin tüm İzmir kent içi toplu ulaşım hizmeti veren tüm kurum ve şirketlerini bağladığı, ayrıca gerek global düzeyde gerekse de ülkemizde yapılan bilimsel ve akademik araştırmalarda 5 dakika bekleme süresinin makul olduğunun kabul edildiği, bu sebeple söz konusu kuralın esnetilmesinin mümkün olmadığı,

5) Türkiye Belediyeler Birliğinin 27/09/2021 tarihli ve 3364 sayılı cevabi yazısında özetle;

5.1) ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından İzmir’de toplu taşımada uygulanan 5 dakika koruma süresi kuralına ilişkin idari ve hukuki görüşlerin, uygulama örneklerinin ve kuralın hakkın kötüye kullanılması durumu ile kuralın kaldırılması halinde idarenin zarara uğrama durumunun ortaya çıkıp/çıkmayacağı hakkında görüş talep edildiği,

5.2) 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 10’uncu maddesinde büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görevli oldukları konularda bu kanunla birlikte Belediye Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri ile ilgisine göre belediyelere tanınan yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahip olduklarının belirtildiği, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ‘Ücrete Tabi İşler ‘başlıklı 97’nci maddesinde; ‘Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir.’ hükmüne yer verildiği,

5.3) Birliğe üye bazı Büyükşehir Belediyeleri ile yapılan görüşmelerde Belediyelere İzmir örneğinde olduğu gibi bir koruma süresi uygulaması olup/olmadığı hususunun sorulduğu,

5.3.1) Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; aynı araçta ilk 30 dakika kartlı biniş yapılamadığı, bu sürede tekrar okuma yapılırsa ‘kullanılmış kart’ uyarısı yapıldığı, yine de biniş yapılmak istenirse şoför marifetiyle tam ücret karşılığı binişe imkân sağlandığı, 30 dakika süresinin 65 yaş üstü kişiler için özel durumları gereği 1 dakika olarak belirlendiği, aktarmalı binişlerde iki biniş arası 5 dakika koruma süresinin bulunduğu, 5 dakikalık süre dolmadan biniş yapılmak istendiğinde aktarma sürecinin bozularak ikinci binişin yapılacağı hattan normal ücret alındığı, yolcu talepleri doğrultusunda ve ihtiyaca binaen yalnızca bir bölgede lastik tekerlekli toplu taşıma hatları ile tramvay hattı arasındaki aktarma koruma süresinin 5 dakika yerine 1 dakika olarak belirlendiği,

5.3.2) Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; ilk binişten itibaren bir saatlik zaman diliminde indirimli aktarma uygulamasının bulunduğu ancak kartın ilk okutulduğu araçta yapılacak ikinci okumanın tam ücretlendirildiği, koruma uygulamasının yalnızca aynı araç içerisinde uygulandığı, farklı araçlarda süre ve koruma uygulamasının bulunmadığı,

5.3.3) Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; 80 dakikada bir biniş ve iki aktarma yapılabildiği, ilk binişten sonra 10 dakika aktarma yapılamadığı, bu koruma süresi uygulamasının getirilme gerekçesinin hizmetten yararlananlarca aktarma imkânının kötüye kullanıldığının fark edilmesi olduğu, koruma süresi uygulamasının 6 yıldır aralıksız devam ettiği, ücret tarifelerinin bulunduğu bilgilendirme broşürlerinde vatandaşa bu uygulamanın bilgisinin verildiği,

5.3.4) Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; toplu taşıma araçlarının tamamında aktarma işleminin uygulanmadığı, belediye iştiraki tarafından kent merkezinde işletilen hafif raylı sistem, ekspres-terminal ve ring otobüs hatları ve kent içi diğer otobüs hatlarında geçerli olmak üzere, ilk binişten itibaren iki saatlik süre içerisinde iki kez olmak üzere indirimli aktarma uygulamasının bulunduğu, bilgilendirme broşürlerinde vatandaşa bu uygulamanın bilgisinin verildiği,

5.4) Türkiye Belediyeler Birliği Ulaşım Komisyonunun, belediyelerinde ulaşımdan sorumlu idareci üyeleriyle sözlü olarak yapılan görüşmeler neticesinde, birçok belediyede aynı araçta belli sürelerde koruma süresi uygulamasının yaygın olarak kullanıldığı, aktarmalarda uygulanan koruma süresinin özellikle büyükşehirlerde bir gereklilik olduğu için makul karşılanması gerektiğinin bildirildiği,

5.5) 5393 ve 5216 sayılı Kanunlar ile ulaşım hizmetini sunma görev ve yetkisinin belediyelere verildiği, 2464 sayılı Kanunda harç veya katılım konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilen bu hizmet için belediyelerin ücret almaya yetkisinin bulunduğu, bilet ücret ve tarifeleri ile uygulama esaslarını mevzuat çerçevesinde ve idari yargı denetimine açık olmak üzere belediye meclislerinin serbestçe belirleyebileceği, bu çerçevede çeşitli koruma süreleri belirlemenin yine belediye meclislerinin takdirinde olduğu,

5.6) Birlik üyesi belediyelerden alınan cevaplar ve sözlü görüşmelerle elde edilen bilgiler doğrultusunda birçok belediyede koruma süresi uygulamasının bulunduğu,

5.7) Koruma süresi kuralının ortaya çıkmasının yolcuların haklarını kötüye kullanabildiğinin tespit edilmesinin bir sonucu olduğu, herhangi bir suistimale tanık olmayan/tespit edemeyen belediyelerin bu tür bir uygulamaya gitmedikleri, bu uygulamanın kaldırılması halinde haksız kullanımların olabileceği ve bundan belediyelerin mali olarak olumsuz etkilenebileceğinin değerlendirildiği ifadelerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

7) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

8) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “İl ve İlçe Trafik Komisyonları” başlıklı 12’inci maddesinde, ‘‘İl ve İlçe Trafik Komisyonlarının kuruluşu ile görev ve yetkileri: …( b ) bendinde Görev ve Yetkiler:

  1. İl sınırları içinde mahalli ihtiyaç ve şartlara göre trafik düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almak,
  2. Trafiğin düzenli bir şekilde akımını sağlamak bakımından alt yapı hizmetleri ile ilgili tedbirleri almak, trafikle ilgili sorunları çözümlemek, bütün ülkeyi ilgilendiren Trafik Güvenliği Yüksek Kurulunun müdahalesini gerektiren hususları İçişleri Bakanlığına iletmek.
  3. Karayolu taşımacılığına ait mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, trafik düzeni ve güvenliği yönünden belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları, çalıştırılabileceği yerler ile güzergâhlarını tespit etmek ve sayılarını belirlemek,’’9) 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun;

9.1) “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunun uygulanmasında, (Değişik: 12/11/2012-6360/4 mad.) Büyükşehir belediyesi: Sınırları il mülki sınırı olan ve sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan; idarî ve malî özerkliğe sahip olarak kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisini, ikinci fıkrasında, “ Büyükşehir belediyesinin organları: Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediye encümeni ve büyükşehir belediye başkanını…”; ifade eder.

9.2) ” Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin Görev ve Sorumlulukları ” başlıklı 7’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, “Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:… Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek. ”; (p) bendinde, “Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/14 md.) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek. ”;

9.3) “Ulaşım Hizmetleri” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “ (Değişik birinci fıkra: 12/11/2012-6360/8 mad.) Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur. İlçe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır.”, ikinci fıkrasında, “Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dâhilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır.”, üçüncü fıkrasında, “Ulaşım koordinasyon merkezi kararları, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer.”, dördüncü fıkrasında, “Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır.’’ altıncı fıkrasında; “Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz. ”,

10) 20/05/1930 tarihli ve 1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanunun 2 nci maddesinde “Belediyelerin karar organları veya ilgili komisyonlar tarafından mevzuata uygun olarak belirlenen yolcu nakil araçlarına ilişkin ücret tarifelerine uymayan kişi, belediye encümeni tarafından ikiyüzelli Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idari para cezasıyla cezalandırılır.”

11) 31/03/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.” ikinci fıkrasında ise, “Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.”

12) 15/06/2006 tarihli ve 26199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliğinin ” Görev ve Yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinde, “UKOME, büyükşehir içindeki kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesini sağlamak üzere; ulaşım, trafik ve toplu taşıma konularında üst düzeyde yönlendirici karar alma, uygulama, uygulatma ve ilgili mevzuattaki usulüne göre gereken tesisleri kurma, kurdurma ve işletme hak ve yetkilerine haizdir. Bu amaçla;

  1. a) Büyükşehir belediyesinin sınırları içinde, mevzuatla yetkili kılındığı durumlarda mahalli ihtiyaç ve şartlara göre trafik düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almakla,
  2. b) Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde nazım plan çerçevesinde, arazi kullanım ve ulaşım planlama çalışmalarıyla büyükşehir ulaşım planını yapmak, yaptırmak, uygulamak ve uygulatmak için gereken karar ve tedbirleri almakla,
  3. c) Trafiğin düzenli bir şekilde akımını sağlamak bakımından alt yapı hizmetleri ile ilgili tedbirleri almak, trafikle ilgili sorunları çözümlemek, trafikle ilgili olarak ülkeyi ilgilendiren veya mevzuat değişikliği gerektiren hususları İçişleri (Ek ibare: RG-23/5/2019-30782) ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına iletmekle,

ç) Kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; otobüs, taksi, dolmuş ve servis durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek, gerçek ve tüzel kişiler ile resmi ve özel kurum ve kuruluşlara ait otopark olmaya müsait boş alan, arazi ve arsaları geçici otopark yeri olarak ilan etmek ve bunların sahiplerine veya üçüncü şahıslara işletilmesi için izin vermek, izin verilen otoparklar ile karayolu üzerindeki diğer park yerlerinde (Değişik ibare: RG-25/4/2014-28982) engelliler için işaretlerle belirlenmiş bölümler ayrılmasını sağlamakla,

  1. d) Karayolu taşımacılığına ait mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, trafik düzeni ve güvenliği yönünden belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek, çalıştırılabileceği yerler ile güzergâhlarını tespit etmek ve sayılarını belirlemek, bunlara izin ve çalışma ruhsatı vermekle,
  2. e) Büyükşehir belediyesinin sınırları içinde, ulaşım, toplu taşıma ve trafik mevzuatının büyükşehir belediyesine verdiği yetki doğrultusunda uygulamaya yönelik yönlendirici karar almak ve görüş oluşturmakla,… görev ve yetkilidir.’’

13) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kişiselleştirilmiş Toplu Ulaşım Kartları Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, “ Bu yönetmelikte geçen… Kart bedeli, toplu ulaşım kartlarının ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından her yıl belirlenen bedelini ifade eder. ’’ düzenlemelerine yer verilmiştir.

  1. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14) Kamu Denetçisi tarafından; başvuranın iddiaları, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığının görüş yazısı, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; söz konusu dosya hakkında hazırlanan Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

  1. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
  2. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

15) Şikâyetçi 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere özetle ESHOT tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığını, aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kaldıklarını, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazdığını, hiçbir uyarıda bulunulmadığını iddia ederek bahse konu 5 dakika uygulanmasının kaldırılmasını ve fazla tahsil edilen ücretin iadesini talep etmektedir.

16) Ülkemizde kentlerin gelişmesi ve yoğunlaşan nüfus dolayısıyla yolcu taleplerinin artması durumu ile karşılaşılmaktadır. Aynı zamanda vatandaşlar için kent içi ulaşımın hızlı, konforlu, ucuz, kolay ve erişilebilir olması hususları da büyük önem taşımaktadır. Kent içi ulaşımda insanların daha kısa sürede, ekonomik ve güvenli bir şekilde seyahat etmesi, sürdürülebilirlik ilkelerine uygun, yolcularına karşı sorumlu ve çevreye duyarlı bir sistemin etkinleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda yürürlükte bulunan çeşitli kanun ve yönetmeliklerle yerel yönetimlere, kent içi sürdürülebilir ve dengeli ulaşımın sağlanması ile ulaşımın sağlıklı bir şekilde işletilebilmesi için ulaşım hizmetlerinin sunulmasında önemli görev ve sorumluluklar yüklenmiştir.

17) 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 5’inci maddesindeki, ‘‘ (Değişik: 12/11/2012-6360/6 mad.)Büyükşehir belediyelerinin sınırları, il mülki sınırlarıdır. İlçe belediyelerinin sınırları, bu ilçelerin mülki sınırlarıdır.’’ hükmü ve Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumluluklarının belirlendiği 7’nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde; “Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.’’ hükmü doğrultusunda büyükşehir belediyesinin bulunduğu illerde, il mülki sınırları içerisinde bilet, ücret ve tarifelerin belirlenmesi Büyükşehir Belediyesinin yetki alanındadır.

18) Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamı tarafından açıklanmış olan İnsan Hakları Eylem Planının “3. Amaç: Hukuki Öngörülebilirlik ve Şeffaflık” başlığı altında da; “Belgede, hukuk kurallarını sosyal ve ekonomik hayatın bir teminatı olarak gören uygulama anlayışına yönelik faaliyetler de öngörülmüştür. Hukuk düzenimizin bir bütün olarak, en yüksek evrensel standartlarda hukuk güvenliği ilkesini gerçekleştirmeye devam etmesi vurgulanmış, bu sayede bireylerin haklı beklentilerinin hukukun koruması altında olduğuna yönelik güçlü bir mesaj verilmiştir. Bu amaç altında ortaya konulan hedefler öncelikle idari usulleri ve bürokratik süreçleri kapsamaktadır. Bu doğrultuda, idarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere hızla ve tatmin edici cevap verilmesi, bürokrasinin azaltılması ve idareden kaynaklanan sebeplerle hukuka aykırı olan işlemin maliyetinin kişilere yüklenmemesi gerekmektedir.” şeklinde belirtilerek “İdarenin İş ve İşlemlerinde Hukuki Öngörülebilirlik ve Şeffaflığın Güçlendirilmesi” hedefler arasında sayılmıştır.

19) Başvuru konusu somut olayda, ESHOT tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığı, aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kalındığı, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazıldığı, hiçbir uyarıda bulunulmadığı iddiasıyla kurumumuza başvuruda bulunulduğu, bahse konu 5 dakika uygulanmasının kaldırılmasının ve fazla tahsil edilen ücretin iadesinin talep edildiği, İdare tarfından gönderilen cevabi yazıda; ‘5 dakika koruma süresi’ kuralının biribirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılmasının önüne geçebilmek için getirildiği, bu sebeple sistem güvenliği amacıyla konulmuş 5 dakika koruma süresi kuralına göre, her binişi (aktarmalı dahil) takiben 5 dakikalık süreye dikkat edilmesi gerekmekte olduğu, koruma süresi dolmayan kartlardan aktarma (indirimli) ücret değil tam ücret alındığı bildirilen yazıya istinaden çoklu kullanımların tespit edilip/edilmediği ve tutanak düzenlenip/düzenlenmediği hususunda ek bilgi ve belge talep edildiği, söz konusu ek bilgi ve belge talebine gönderilen cevabi yazıda; usulsüz kullanımlar adli vaka teşkil etmediğinden tutanak düzenlenerek işlem tesis edilmediği, aynı zamanda söz konusu suiistimallerin ulaşım planlama sürecinde ve sistem verilerinin analizinde yanlış değerlendirilmelere sebep olabildiği, 5 dakika koruma kuralının uygulanmaması ve aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmesi halinde usulsüz kullanılan ulaşım kartına el konulmasının mümkün olmadığı gibi ulaşım kartını usulsüz kullanan kişiye hukuk sistemimizde uygulanabilecek herhangi bir hukuki yaptırımın bulunmadığı, bu durumun İzmir kent içi toplu taşıma hizmeti veren tüm kurum ve şirketler aleyhine hakkın kötüye kullanılmasına zemin hazırladığı, entegre toplu ulaşım sistemi ve buna bağlı çalışan elektronik ücret toplama sistemi bir bütün olarak çalıştığı, toplu ulaşım ücret tarifesi ve aktarma ücretlerinin de birbiri ile entegre olduğu, bu sebeple İdare özelinde 5 dakika koruma süresinin kaldırılması veya 5 dakika koruma süresinde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığının bildirildiği tespit edilmiştir.

20) Konu ile ilgili diğer belediyelerin uygulamalarını tespit amacıyla Türkiye Belediyeler Birliğinden görüş alınmış olup, 5 numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilmiş olan Türkiye Belediyeler Birliğinden konu hakkındaki görüşlerinin ve ‘5 dakika koruma süresi’ kuralının diğer belediyelerdeki uygulama örneklerinin yer aldığı cevabi yazıda, koruma süresi kuralının ortaya çıkmasının yolcuların haklarını kötüye kullanabildiğinin tespit edilmesinin bir sonucu olduğu, herhangi bir suistimale tanık olmayan/tespit edemeyen belediyelerin bu tür bir uygulamaya gitmedikleri, bu uygulamanın kaldırılması halinde haksız kullanımların olabileceği ve bundan belediyelerin mali olarak olumsuz etkilenebileceğinin değerlendirildiği,

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının uygulamasında, aktarmalı binişlerde iki biniş arası 5 dakika koruma süresinin bulunduğu, koruma süresinin ihtiyaca binaen yalnızca bir bölgede 5 dakika yerine 1 dakika olarak belirlendiği,

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığında; koruma uygulamasının yalnızca aynı araç içerisinde uygulandığı, farklı araçlarda süre ve koruma uygulamasının bulunmadığı,

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığında; ilk binişten sonra 10 dakika aktarma yapılamadığı, bu koruma süresi uygulamasının getirilme gerekçesinin hizmetten yararlananlarca aktarma imkânının kötüye kullanıldığının fark edilmesi olduğu, ücret tarifelerinin bulunduğu bilgilendirme broşürlerinde vatandaşa bu uygulamasının bilgisinin verildiği bildirilmiştir.

21) ‘‘Kamu hizmetlerini yürütmekle yetkili ve yükümlü olan idareye kamu kudretinden kaynaklanan bir takım üstünlük ve ayrıcalıklar tanınmıştır. Kamu hizmetini yürütmek için bir takım kararlar almak ve işlemler yapmak durumunda olan idare, özel hukuk ilişkisi ve işlemleri dışında, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ve mevzuat tarafından açıkça yetkilendirilmesine bağlı olarak, kamu kudretinden yararlanarak bir takım idari işlemler yapmaktadır. Kamu hizmetlerinde meydana gelen nitelik ve nicelik artışına paralel olarak, bu hizmetleri yürütmek için gerekli organizasyon, personel, eylem ve işlemlerin artışı sonucu, büyüyen ve yayılan bu etkinliğin kontrol altına alınması ve denetlenmesi her geçen gün daha büyük önem arz etmektedir.

21.1) İdari işlemlerin, yasal olarak yetkilendirilmiş kişilerce, yasal esaslar dâhilinde yapılabilme yeteneği olarak tanımlanabilecek yetki, kamu düzenine ilişkin olup, kişilere değil, işgal edilmiş pozisyonlara tanınmış bir haktır. İdareye tanınan yetkiler bağlı yetki ve takdir yetkisi olmak üzere iki grupta toplanır. İdareye belli bir davranışta bulunurken ya da belli bir görevi yerine getirirken az ya da çok bir hareket serbestisi tanınmış ise “takdir yetkisi” nden söz edilir.

21.2) İdarenin kamu hizmetlerini nasıl yerine getireceğini ve alacağı kararların içeriğini yasalarla önceden saptama olanağı yoktur. İdareye belli konularda takdir yetkisi tanımak, görevlerinin niteliği yönünden zorunludur. Yasa koyucu, idarenin görev ve yetkilerini belirlerken idareyi, bazı yetkileri kullanıp kullanmamada, bu yetkilerin kullanılmasının gereklerini saptamada az ya da çok serbest bırakabilir. İdare kendisine tanınan bu yetkiyi, yasaların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı için kullanmak zorundadır. İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin “keyfi ” olarak hareket edebileceği anlamına gelmez. İdare takdir yetkisini kullanırken; yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, kamu yararını gözetmeli, hizmetin gereklerini göz önüne almalı, gerekçe göstermeli ve eğer yasalar özel koşullar öngörmüş ise bunlara da uymalıdır.

21.3) Bu noktada yürüttüğü hizmetler nedeniyle idareye tanınmış olan bir takım yasal ayrıcalık ve üstünlükler, keyfi bir idari yönetimi amaçlamamakta, idari hizmetlerin çeşitliliğine bağlı olarak, idareye belirli sınırlar içinde hareket etme özgürlüğü tanıyarak, hizmetin en etkin biçimde yapılması, kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. İdareye yasalarla tanınan bu ayrıcalık ve üstünlükler, yine aynı yasalar tarafından, hukuka uygun olup olmamaları açısından denetlemeye tabi tutulmak zorundadırlar. Bir yandan bireysel hak ve özgürlüklerin korunması diğer yandan kamu hizmetinin yürütülmesi gerekliliği, her iki amaç arasında dengeli bir uyumun sağlanması zorunluluğunu ortaya koymaktadır. ”(Kadir KORKMAZ, “Takdir Yetkisinin Disiplin Hukukunda Kullanımı ve Yargısal Denetimi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XIII, S.1-2,s.241-243,2009)

22) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11/05/1980 tarihinde kabul edilen İdari Takdir Yetkisinin Kullanılmasına İlişkin R(80)2 Sayılı Tavsiye Kararının “Tavsiye Kararına Ek Takdir Yetkisinin Kullanılmasında Uygulanacak Temel İlkeler” bölümünde, “Takdir yetkisini kullanan bir idari makam; (1) Yetkinin veriliş amacından başka amaç güdemez. (2) Yalnızca olaya ilişkin öğeleri hesaba katarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyar. (3) Hakkaniyete uymayan ayırımcılığı önleyerek yasa önünde eşitlik ilkesini gözetir. (4) İşlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında uygun bir denge sağlar. (5) İşlemi, her somut olaya göre belirlenen makul bir süre içinde yapar. (6) Genel idari ilkeleri tutarlı bir şekilde uygular ve aynı zamanda her olayın özelliklerini göz önünde tutar. ” ifadelerine yer verilmiştir.

23) Yargı kararlarında da takdir yetkisi ve kamu yararı birlikte ele alınmış ve mutlak olmadığı vurgulanmıştır. Danıştay 8’inci Dairesinin 27/01/2010 tarihli ve E.2010/2, K.2010/2 sayılı Kararında; “İdarelerin idari işlemi tesis ederken, eylemde bulunurken yararlandığı serbestiye takdir yetkisi denilir. Takdir yetkisi idareye bırakılan belli ölçüde karar alma özgürlüğüdür. Hukuken kabul edilebilir koşulların oluşumu halinde tanınmış bir serbestidir. Keyfi bir hareket olmayıp ancak hukuka uygun olarak kullanılabilir. Hukuk Devleti olmanın gereği, idarenin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayanan işlemlerin hukukun belirlediği sınırların ve eşitlik kuralı gözetilerek kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun şekilde, objektif makul ve geçerli gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir.” ifadesine,

23.1) Benzer bir şekilde Danıştay 8’inci Dairesinin 11/07/2017 tarihli ve E.2016/12742, K.2017/6223 sayılı Kararında; “İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.” ifadesine yer verilmiştir.

24) Bu kapsamda dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler ile Türkiye Belediyeler Birliği tarafından sunulan görüş yazısı birlikte değerlendirildiğinde, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7’inci maddesi ile ulaşım hizmetinin sunulmasında, bilet, ücret ve tarifelerin belirlenmesinin Büyükşehir Belediye Başkanlığının yetkisinde olduğunun belirlendiği, söz konusu hizmetlerin sunulması aşamasında idareye tanınan takdir yetkisinin kapsamının sınırsız ve mutlak bir yetki olmayıp, kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararı amacıyla kullanılması gerektiğinin yargı kararları ile de hüküm altına alındığı, Türkiye Belediyeler Birliğinin tarafından sunulan görüş yazısında; koruma süresi kuralının ortaya çıkmasının yolcuların haklarını kötüye kullanabildiğinin tespit edilmesinin bir sonucu olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir.

25) İzmir Büyükşehir Belediyesi, 5 dakika koruma süresi belirlemekle yolcuların seyahat özgürlüğünü engellememekte, sadece indirimli aktarma hakkından yararlanılmasının belli bir süre ile sınırlı olarak önüne geçmektedir. Bu tedbirle ulaşılmak istenen amacın aynı otobüste, iskelede veya istasyonda veya birbirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın başkaları tarafından çoklu kullanılmasının önüne geçmek olduğu açıktır. Bu nedenle yoğun nüfusa sahip illerde farklı saiklerle farklı uygulamalara gidilmesinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

26) Bununla birlikte, başvuranın “aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kaldıklarını, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazdığını, hiçbir uyarıda bulunulmadığı” şeklindeki iddiaları yönünden kanunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Her ne kadar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kurumumuza gönderdiği cevabi yazıda, kurulan entegre toplu ulaşım sistemi nedeniyle elektronik ücret toplama sisteminin bir bütün olarak çalıştığı, bu sebeple 5 dakika koruma süresinin kaldırılması veya 5 dakika koruma süresinde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, bu sebeple söz konusu kuralın esnetilmesinin mümkün olmadığı belirtilmekte ise, Belediyenin kendi yazısından duraklar arasındaki varış sürelerinin iki dakikanın altında olabildiği ve Türkiye Belediyeler Birliği’nin görüş yazısında da belirtildiği üzere herhangi bir suistimale tanık olmayan/tespit edemeyen belediyelerin bu tür bir uygulamaya gitmedikleri anlaşıldığından ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı uygulamasında koruma süresinin ihtiyaç duyulan bölgelerde 5 dakika yerine 1 dakika olarak belirlenebildiği görüldüğünden vatandaş talepleri, ilin ve toplu taşımada kullanılan araçların sayı ve çeşidi vb. gibi faktörler dikkate alındığında koruma süresi uygulaması ile ilgili farklılıklar yapılarak kuralın esnetilebileceği kanaatine varılmış olup oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için koruma süresinde değişiklik yapılması hususunda çalışma gerçekleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

27) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu taşıma hizmetlerinde uygulanacak olan ücret ve tarifelerin belirlenmesi hususunda takdir yetkisi bulunduğu için ‘koruma süresi’ kuralını kabul etmek yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullandığı, bu nedenle de başvurunun koruma süresinin tamamen kaldırılması talebi yönünden reddi gerektiği; ancak özellikle yakın mesafede olan durakları kullanan vatandaşların ihtiyaç duyulması halinde 5 dakikalık koruma süresinin bitmesini beklemeden indirimli aktarma hakkından faydalanabilmesi için koruma süresinin kısaltılması hususunun idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

  1. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

28) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

  1. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Dava Açma Süresinin Yeniden İşlemeye Başlaması’ başlıklı 21’inci maddesinde; Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 21/09/2021 tarih ve S.21. 21738 sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYETİN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,

Şikâyetçinin, “koruma süresi” uygulamasının tamamen kaldırılması ve fazla ödendiği iddia edilen ulaşım ücretinin iadesine ilişkin talebinin REDDİNE,

Yakın mesafede olan durakları aktarma yapma amacıyla kullanan vatandaşların, ihtiyaç halinde 5 dakikalık koruma süresinin bitmesini beklemeden indirimli aktarma hakkından faydalanabilmesi için koruma süresinin kısaltılmasına yönelik talebin yeniden değerlendirilmesi hususunda İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Şikâyete konu hususa ilişkin verilen Kararın bir örneğinin de bilgi mahiyetinde TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA İLETİLMESİNE,

Kararın BAŞVURANA, İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ve TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

FETÖ – Bylock Nedeniyle El Konulan Telefonun İade Edilmemesi – Anayasa Mahkemesinin 15/9/2021 Tarihli Kararı

Başvurucu hakkında FETÖ/PDY’ye üye olma suçu isnadı ile soruşturma başlatılmış ve bu soruşturma kapsamında başvurucunun telefonu üzerinden ByLock haberleşme programı kullanıldığı tespit edilmiştir. Başvurucunun telefonuna el konulmuştur. Sonrasında Başsavcılık tarafından FETÖ/PDY’ye üye olma suçu isnadıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

Başvurucu mahkemeye başvuru yapmış ve hüküm kurulmasına rağmen telefonun ve SIM kartının iade edilmemesi nedeniyle söz konusu eşyaların iadesini talep etmiştir. Mahkeme ek karar ile eşyaların adli emanete alındığını gerekçe göstermiş ve talebi reddetmiştir. Başvurucu aynı istem ile tekrar başvuru yapmıştır. Mahkeme telefon ile SIM kartın dijital materyal imaj alma ve çıkarım işlemleri yapılmak üzere Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde işlem sırasında olduğu gerekçe göstererek karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

Başvurucu bu esnada mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak temyiz yoluna başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvurunun incelendiği tarih sırasında temyiz incelemesi devam etmekte olduğu ifade edilmiştir.

ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE BAŞVURU YOLLARININ TÜKETİLDİĞİ KABUL EDİLMİŞTİR.

Her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 141. Maddesi uyarınca tazminat yoluna gidilebileceği düşünülse de inceleme tarihinde incelemeye konu olan eşyanın iade edilmemiş olması nedeniyle bu yolun etkili olmayacağı kabul edilmiştir. Nitekim 141. Madde ile yalnızca tazminat giderim yolu mümkündür.

Bunun yanı sıra başvurucunun hüküm kurulmasından sonra 2 farklı tarihte eşyanın iadesini talep etmesi ve bu taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle başvuru yollarının usulünce tüketildiği kabul edilmiştir.

ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE ÖNEMLİ ZARAR KRİTERİ YÖNÜNDEN TELEFONUN ÖNEM TAŞIDIĞINA KARAR VERİLMİŞTİR.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48/2 maddesi uyarınca anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda cep telefonuna el konulmasının başvurucu açısından önemli bir zarar oluşturmadığı ileri sürülebilecek ise de başvurucunun ispat vasıtası olduğu düşünüldüğü için el konulan cep telefonunun başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kesinleşip suç isnadı altında olma durumu sona erdiği halde iade edilmemesinin Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakları kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıdığı değerlendirilmiştir.

TELEFONUN İADE EDİLMEMESİ KANUNİ DAYANAĞIN VE MEŞRU AMACIN BULUNMAMASI NEDENİYLE MÜLKİYET HAKKININ İHLALİNİ OLUŞTURMAKTADIR.

Başvurucu hakkında başka bir soruşturmanın bulunduğu iddia edilmemesi ile cep telefonunun içeriğinden elde edilebilecek bulgular yönünden ispat vasıtası olma ihtimali kalmadığının kabulü gerekmektedir. Cep telefonunun başka kişilerle ilgili olarak yürütülen soruşturma kapsamında muhafaza altına alındığı da kamu makamlarınca öne sürülmemiştir. Bu nedenlerle, cep telefonunun muhafaza altında tutulmasında kanuni dayanağın bulunduğu hususunda tereddütler oluşturmuştur.

Başvurucu hakkındaki yargılamanın sona ermesi, cep telefonunun neticelenen soruşturma açısından ispat aracı olarak kullanılmasının mümkün olmaması, başvurucu hakkında başka bir soruşturma yürütülmüyor olması, kamu makamlarınca başvurucuya ait cep telefonun başka kişilerle ilgili soruşturmalar nedeniyle muhafaza altında olduğuna dair bir gerekçe sunulmaması nedenleriyle cep telefonunun iade edilmemesinde meşru bir amacın bulunmadığına kanaat sağlamıştır.

Böylelikle, başvurucunun cep telefonunun mahkeme tarafından yargılamanın sona ermesinden sonra iade edilmemesi mülkiyet hakkının ihlalini oluşturmuştur.

Danışmak İçin Arayın!