Ödeme emri nedir? Ödeme emrine itiraz nasıl yapılır? Mal beyanı nedir?

TAKİP TALEBİ NEDİR? TAKİP TALEBİNİN İÇERİĞİ NASIL OLMALIDIR?

Takip talebi, kişinin alacağına dair iradesini gösterir belgedir. Bu belge icra dairesine sunulur. Takip talebinde şunlar gösterilir:

  • Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.
  • Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;
  • Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi;
  • Senet, senet yoksa borcun sebebi;
  • Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir.

Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir.

İCRA TAKİP MASRAFLARI KİME AİTTİR?

Takip masrafları borçluya aittir. Alacaklı, yapılmasını talep ettiği muamelenin masrafını ve ayrıca takip talebinde bulunurken borçlunun 62 nci maddeye göre yapabileceği itirazın kendisine tebliğ masrafını da avans olarak peşinen öder.

Alacaklı ilk ödenen paradan masraflarını alabilir

ÖDEME EMRİ NEDİR?

İcra müdürü takip talebinin bu Kanunda öngörülen şartları içerdiğine karar verirse ödeme emri düzenler. Talebin kabul edilmemesi halinde verilen karar tutanağa yazılır. Ödeme emri içeriği şu şekildedir:

  • Alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58 inci maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtları,
  • Borcun ve masrafların yedi gün içinde icra dairesine ait ödeme emrinde yazılı olan banka hesabına ödenmesi, borç, teminat verilmesi mükellefiyeti ise teminatın bu süre içinde gösterilmesi ihtarını,
  • Takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse yine bu yedi gün içinde bu cihetin ayrıca ve açıkça bildirilmesi; aksi halde icra takibinde senedin kendisinden sadır sayılacağı, Senet altındaki imzayı reddettiği takdirde icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada hazır bulunması; buna uymazsa vakı itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verileceği, Borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair bir itirazı varsa bunu da aynı süre içinde beyan etmesi, İhtarını,
  • Senet veya borca itirazını bildirmediği takdirde yukarda yazılı yedi günlük süre içinde 74 üncü maddeye göre mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı; mal beyanında bulunmaz veya hakikate aykırı beyanda bulunursa ayrıca hapisle cezalandırılacağı ihtarını,
  • Borç ödenmez veya itiraz olunmazsa cebri icraya devam edileceği beyanını,

İhtiva eder.

Ödeme emri iki nüsha olarak düzenlenir. Bir nüshası borçluya gönderilir, diğeri icra dosyasına konulur. Alacaklı isterse kendisine ayrıca tasdikli bir nüsha verilir. Nüshalar arasında fark bulunduğu takdirde borçludaki muteber sayılır.

Alacaklıya verilen nüsha hiçbir resim ve harca tabi değildir.

ÖDEME EMRİNİN TEBLİĞİ NE ZAMAN YAPILIR?

Ödeme emri borçluya takip talebinden itibaren nihayet 3 gün içinde tebliğe gönderilir. Takip belgeye dayanıyorsa, belgenin tasdikli bir örneği ödeme emrine bağlanır. Müşterek borçlular aynı zamanda takip ediliyorlarsa hepsinin veya bir kısmının bir mümessil tarafından temsil edilmeleri hali müstesna olmak üzere her birine ayrı ayrı ödeme emri tebliğ edilmek lazımdır.

Bir borçlu hakkında aynı günde birden ziyade takip talebi varsa icra dairesi bunların ödeme emirlerini aynı zamanda tebliğe gönderir. Kanunen eklenmesi gereken müddetler saklıdır. Borçlu hakkında bir icra dairesinde ayrı ayrı günlerde birden ziyade takip talebinde bulunulmuş ise bunlardan hiçbirinde kendisinden daha eski olan talepten önce ödeme emri tebliğe gönderilemez.

ÖDEME EMRİNE İTİRAZ NASIL YAPILIR? ÖDEME EMRİNE İTİRAZ SÜRESİ NE KADARDIR?

İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. İtiraz, takibi yapan icra dairesinden başka bir icra dairesine yapıldığı takdirde bu daire gereken masrafı itirazla birlikte alarak itirazı derhal yetkili icra dairesine gönderir; alınmayan masraftan memur şahsen sorumludur.

Takibe itiraz edildiği, 59 uncu maddeye göre alacaklının yatırdığı avanstan karşılanmak suretiyle üç gün içinde bir muhtıra ile alacaklıya tebliğ edilir.

Borçlu veya vekili, dava ve takip işlemlerine esas olmak üzere borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adresini değiştiren borçlu yurt içinde yeni adres bildirmediği ve tebliğ memurunca yurt içinde yeni adresi tespit edilemediği takdirde, takip talebinde gösterilen adrese çıkarılacak tebligat borçlunun kendisine yapılmış sayılır. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır.

Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir.

İCRA TAKİBİNE – ÖDEME EMRİNE İTİRAZ SÜRESİ KAÇIRILIRSA NE YAPILMALIDIR?

Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu, maninin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve dayanaklarını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.

İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da isteyebilir. Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir.

Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67 nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.

İCRA TAKİBİNE – ÖDEME EMRİNE İTİRAZ SONRASINDA NE OLUR?

Müddeti içinde yapılan itiraz takibi durdurur. İtiraz müddetinde değilse alacaklının talebi üzerine icra memuru takip muamelelerine alacağın tamamı için devam eder. Borçlu, borcun yalnız bir kısmına itirazda bulunmuşsa takibe, kabul ettiği miktar için devam olunur.

Borçlu itirazında imzayı reddetmişse alacaklı derhal icra dairesinden tatbika medar imzaların celbini isteyebilir.

İCRA TAKİBİNE – ÖDEME EMRİNE YAPILAN İTİRAZ NASIL KALDIRILIR? İTİRAZ SONRASINDA ALACAKLI NE YAPABİLİR?

İcra takibine borçlu tarafından yapılan itiraz sonrasında alacaklı tarafından itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davaları ile icra takibinin devamı sağlanabilir.

MAL BEYANI NEDİR? MAL BEYANIN İÇERİĞİ NASIL OLMALIDIR?

Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir.

MAL BEYANINDA BULUNMA SÜRESİ NE KADARDIR?

İtirazının iptaline veya kat’i veya muvakkat surette kaldırılmasına karar verilen borçlu, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren üç gün içinde yukarıdaki maddede gösterildiği üzere beyanda bulunmaya mecburdur. İptal veya kaldırma kararı borçlunun vicahında verilmiş ise bu müddet, kararın tefhiminden başlar.

MAL BEYANINDA BULUNULMAZSA NE OLUR?

Mal beyanında bulunmayan borçlu, alacaklının talebi üzerine beyanda bulununcaya kadar icra mahkemesi hâkimi tarafından bir defaya mahsus olmak üzere hapisle tazyik olunur. Ancak bu hapis üç ayı geçemez.

Kat Mülkiyeti Kanunundan Doğan Uyuşmazlıklara Dair Sık Sorulan Sorular

KAT MÜLKİYETİ NASIL KURULUR?

Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu mülkiyete konu olan anagayrimenkulün bağımsız bölümlerinden her birinin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesi suretiyle kurulur.

ARSA PAYININ BAĞIMSIZ BÖLÜME ORANINDA HATA YAPILDIĞI DÜŞÜNÜLÜYORSA NE YAPILABİLİR?

Arsa paylarının bağımsız bölümlerin payları ile oranlı olarak tahsis edilmediği hallerde, her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, arsa paylarının yeniden düzenlenmesi için mahkemeye başvurabilir. Bağımsız bölümlerden her birine tahsis edilen arsa payı, o bölümlerin değerinde sonradan meydana gelen çoğalma veya azalma sebebiyle değiştirilemez.

KAT İRTİFAKI KAT MÜLKİYETİNE ÇEVRİLEBİLİR Mİ? KAT İRTİFAKI KAT MÜLKİYETİNE NASIL ÇEVRİLEBİLİR?

Kat irtifakı arsa payına bağlı bir irtifak çeşidi olup, yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin belgesine dayalı olarak, bu Kanunda gösterilen şartlar uyarınca kat mülkiyetine resen çevrilir. Bu işlem, arsa malikinin veya kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin istemi ile dahi gerçekleştirilebilir.

ORTAK YER NEDİR? ORTAK YERLER NELERDİR?

Ana gayrimenkulün bağımsız bölümleri dışında kalıp, korunma ve ortaklaşa kullanma veya faydalanmaya yarayan yerlerine ortak yer denir.

Ortak yerlerin konusu sözleşme ile belirtilebilir. Aşağıda yazılı yerler ve şeyler Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca her halde ortak yer sayılır.

  • Temeller ve ana duvarlar, taşıyıcı sistemi oluşturan kiriş, kolon ve perde duvarlar ile taşıyıcı sistemin parçası diğer elemanlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, tavan ve tabanlar, avlular, genel giriş kapıları, antreler, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar ve buralardaki genel tuvalet ve lavabolar, kapıcı daire veya odaları, genel çamaşırlık ve çamaşır kurutma yerleri, genel kömürlük ve ortak garajlar, elektrik, su ve havagazı saatlerinin korunmasına mahsus olup bağımsız bölüm dışında bulunan yuvalar ve kapalı kısımlar, kalorifer daireleri, kuyu ve sarnıçlar, yapının genel su depoları, sığınaklar,
  • Her kat malikinin kendi bölümü dışındaki kanalizasyon tesisleri ve çöp kanalları ile kalorifer, su, havagazı ve elektrik tesisleri, telefon, radyo ve televizyon için ortak şebeke ve antenler sıcak ve soğuk hava tesisleri,
  • Çatılar, bacalar, genel dam terasları, yağmur olukları, yangın emniyet merdivenleri.

Yukarıda sayılanların dışında kalıp da, yine ortaklaşa kullanma, korunma veya faydalanma için zaruri olan diğer yerler ve şeyler de (Ortak yer) konusuna girer.

BAĞIMSIZ BÖLÜME BAĞLI EKLENTİLERİN SAHİBİ (MALİKİ) KİM OLUR?

Bir bağımsız bölümün dışında olup, doğrudan doğruya o bölüme tahsis edilmiş olan kömürlük, su deposu, garaj, elektrik, havagazı veya su saati yuvaları, tuvalet gibi eklentiler, ait olduğu bağımsız bölümün bütünleyici parçası sayılır ve o bölümün maliki, eklentilerin de tek başına maliki olur.

Eklentiler kat mülkiyeti kütüğünün (Beyanlar) hanesine kaydedilir ve bunlardan ana yapının oturduğu zeminin dışında kalanlar kadastro planında veya tapu haritasında ayrıca gösterilir.

Bağımsız bölüm üzerinde kat mülkiyetiyle ve diğer kat maliklerinin haklarıyla bağdaşması mümkün olmayan irtifaklar kurulamaz. Bağımsız bölümlerin başkasına devri, kayıtlanması veya kiralanması halinde, eklentiler ve ortak yerler de kendiliğinden devredilmiş, kayıtlanmış veya kiralanmış olur.

BİR EVSAHİBİ TARAFINDAN GARAJ YA DA OTOPARKA BİRDEN FAZLA ARAÇ KONULABİLİR Mİ?

Kat malikleri ana gayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar. Kat malikleri ortak yerlerde kullanma hakkına sahiptirler; bu hakkın genel kömürlük, garaj, teras, çamaşırhane ve çamaşır kurutma alanları gibi yerlerdeki ölçüsü, aksine sözleşme olmadıkça, her kat malikine ait arsa payı ile oranlıdır.

AİDATTAN KİM SORUMLUDUR? KİRACI MI? EV YA DA DÜKKÂN SAHİBİ Mİ?

Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan kat maliklerinin borçlarına dair olan hükümler, bağımsız bölümlerdeki kiracılara ve oturma (Sükna) hakkı sahiplerine veya bu bölümlerden herhangi bir suretle devamlı olarak faydalananlara da uygulanır; bu borçları yerine getirmeyenler kat malikleriyle birlikte, müteselsil olarak sorumlu olur.

ORTAK YERLERDE TEK BİR KAT SAHİBİ İNŞAAT YA DA ONARIM YAPABİLİR Mİ?

Kat maliklerinden biri, bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ana gayrimenkulün ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. Ancak, ortak yer ve tesislerdeki bir bozukluğun ana yapıya veya bağımsız bir bölüme veya bölümlere zarar verdiğinin ve acilen onarılması gerektiğinin veya ana yapının güçlendirilmesinin zorunlu olduğunun mahkemece tespit edilmiş olması halinde, bu onarım ve güçlendirmenin projesine ve tekniğine uygun biçimde yapılması konusunda kat maliklerinin rızası aranmaz.

Kat maliki kendi bağımsız bölümünde ana yapıya zarar verecek nitelikte onarım, tesis ve değişiklik yapamaz. Tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantılı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile ana yapıya zarar vermeyecek onarım, tesis ve değişiklik yapılabilir.

Her kat maliki ana gayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur.

 

APARTMAN GİDERLERİNDEN KİMLER SORUMLUDUR?

Kat maliklerinden her biri aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça:

  • Kapıcı, kaloriferci, bahçıvan ve bekçi giderlerine ve bunlar için toplanacak avansa eşit olarak;
  • Ana gayrimenkulün sigorta primlerine ve bütün ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri ile yönetici aylığı gibi diğer giderlere ve ortak tesislerin işletme giderlerine ve giderler için toplanacak avansa kendi arsa payı oranında;

Katılmakla yükümlüdür.

OTOPARK YA DA ASANSÖRÜ KULLANMAYAN EV SAHİBİ GİDERİ ÖDEMEYEBİLİR Mİ?

Kat malikleri ortak yer veya tesisler üzerindeki kullanma hakkından vazgeçmek veya kendi bağımsız bölümünün durumu dolayısıyla bunlardan faydalanmaya lüzum ve ihtiyaç bulunmadığını ileri sürmek suretiyle bu gider ve avans payını ödemekten kaçınamaz.

APARTMAN GİDERLERİNİ YA DA AİDATI ÖDEMEYEN EV SAHİPLERİ HAKKINDA NE YAPILABİLİR?

Gider veya avans payını ödemeyen kat maliki hakkında, diğer kat maliklerinden her biri veya yönetici tarafından, yönetim planına, bu Kanuna ve genel hükümlere göre dava açılabilir, icra takibi yapılabilir. Gider ve avans payının tamamını ödemeyen kat maliki ödemede geciktiği günler için aylık yüzde beş hesabıyla gecikme tazminatı ödemekle yükümlüdür.

APARTMANDA GİDERE YA DA ZARARA SEBEP OLAN EV SAHİBİ HAKKINDA NE YAPILABİLİR?

“APARTMAN GİDERLERİNDEN KİMLER SORUMLUDUR?” Sorusunda yer alan giderlere kat maliklerinden birinin veya onun bağımsız bölümünden herhangi bir suretle faydalanan kişinin kusurlu bir hareketi sebep olmuşsa, gidere katılanların yaptıkları ödemeler için o kat malikine veya gidere sebep olanlara rücu hakları vardır.

APARTMAN SİGORTA EDİLEBİLİR Mİ?

Ana gayrimenkulün, kat malikleri kurulunca tayin edilecek değer üzerinden sigorta edilmesi kat malikleri kurulunca kararlaştırılabilir.

APARTMANIN SİGORTA EDİLMESİ HALİNDE ÖDEME PAYI NASIL OLACAKTIR?

Sigorta yapılması halinde kat malikleri, sigorta giderlerine, arsa payları oranında, katılmakla yükümlüdürler. Ana gayrimenkulün tümünün harap olması halinde alınacak sigorta bedeli, aksine sözleşme olmadıkça, kat maliklerine, arsa payları oranında, paylaştırılır.

Yalnız bir veya bir kaç bağımsız bölüm veya eklentisi veya ortak yerlerden bir kısmı hasara uğramışsa, alınacak sigorta bedeli hasara uğrayan yerlerin onarımına arsa payları oranında harcanır.

Kat malikleri ana gayrimenkulün sigortasıyla giderilemeyecek olan zararlarını karşılamak üzere, kendi bağımsız bölümlerini ayrıca kendi ad ve hesaplarına sigorta ettirebilirler; bu halde alınacak sigorta bedeli, ana gayrimenkulün sigorta bedelindeki payları da ayrıca saklı kalmak üzere, yalnız kendilerine ait olur.

Sigorta hakkındaki emredici hükümler saklıdır.

APARTMAN GİDERİNDEN KİRACI SORUMLU MUDUR?

Kat malikinin, “APARTMAN GİDERLERİNDEN KİMLER SORUMLUDUR?” Sorusunda yer alan giderlere ilişkin payına düşecek gider ve avans borcundan ve gecikme tazminatından, bağımsız bölümlerin birinde kira akdine, oturma (sükna) hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananlar da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Ancak, kiracının sorumluluğu ödemekle yükümlü olduğu kira miktarı ile sınırlı olup, yaptığı ödeme kira borcundan düşülür.

Kat malikinin borcu bu yolla da alınamazsa, mahkemece tespit edilen borcunu ödemeyen kat malikinin bağımsız bölümü üzerine, varsa yöneticinin yoksa kat maliklerinden birinin yazılı istemiyle bu borç tutarı için, diğer kat malikleri lehine kanuni ipotek hakkı tescil edilir.

TADİLAT YA DA TAMİRAT NEDENİYLE KOMŞU KENDİ EVİNE GİRİLMEMESİNİ İSTEYEBİLİR Mİ?

Kat maliklerinden birinin bağımsız bölümünde veya bu bölümdeki tesislerde meydana gelen bir hasar veya bozukluğun onarımı veya giderilmesi veya tesislerin yeniden yapılması ile yapı güvenliğiyle ilgili olarak yapılması gerekli görülen teknik incelemeler için diğer bir bağımsız bölüme girmek gerekiyorsa, o bölümün maliki veya o bölümde başka sıfatla oturanlar, giriş müsaadesi vermeye ve bölümde gerekli işlerin yapılmasına katlanmaya mecburdurlar.

Ana gayrimenkulün bir kısmının harap olması halinde, harap olan bağımsız bölüm ve eklentilerinin veya ortak yerlerin veya bağımsız bölümdeki tesislerin yeniden yapılması için, sağlam kalan bağımsız bölümlerin içinden veya dışından faydalanılması gerekiyorsa, o bölümlerin malikleri veya orada başka sıfatla oturanlar buna müsaade etmeye mecburdurlar.

Bu sebeplerden dolayı verilen yazılı müsaade yüzünden, kat maliklerinin veya orada başka sıfatla oturanların uğrayacakları zararı, lehine müsaade verilen bağımsız bölüm malikleri derhal ödemekle yükümlüdürler.

HASTANE, KLİNİK YA DA POLİKLİNİK İÇİN ÖZEL İZİN GEREKİYOR MU?

Anagayrimenkulün, kütükte mesken, iş veya ticaret yeri olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde hastane, dispanser, klinik, poliklinik, ecza laboratuvarı gibi müesseseler kurulamaz; kat maliklerinin buna aykırı sözleşmeleri hükümsüzdür; dispanser, klinik, poliklinik niteliğinde olmayan muayenehaneler bu hükmün dışındadır.

MESKEN OLARAK GÖZÜKEN BİR YERDE İŞ YERİ AÇILABİLİR Mİ?

Anagayrimenkulün, kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde sinema, tiyatro, kahvehane, gazino, pavyon, bar, kulüp, dans salonu ve emsali gibi eğlence ve toplantı yerleri ve fırın, lokanta, pastahane, süthane gibi gıda ve beslenme yerleri ve imalathane, boyahane, basımevi, dükkan, galeri ve çarşı gibi yerler, ancak kat malikleri kurulunun oybirliği ile vereceği kararla açılabilir.

Avukatlık Kanununda avukatlık büroları ve hukuk büroları ile ilgili düzenleme yapılıncaya kadar meskenlerdeki avukatlık ve hukuk büroları faaliyetlerine devam ederler. Bu süre, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıldır. Bu hüküm 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda ilgili düzenleme yapılıncaya kadar meslek mensupları tarafından açılan bürolar hakkında da uygulanır. Bu karar yöneticinin veya kat maliklerinden birinin istemi üzerine bütün bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kütüğündeki sahifelerine şerh verilir.

SÜREKLİ OLARAK SORUN ÇIKARAN KOMŞU HAKKINDA NE YAPILABİLİR?

Kat maliklerinden biri bu kanuna göre kendisine düşen borçları ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını, onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal ederse, onlar, o kat malikinin müstakil bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesini hâkimden isteyebilirler.

Bu gibi bir kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin hükme en yakın tarihteki değeri o kat malikine ödenerek bu mülkiyetin diğer kat maliklerine, arsa payları oranında devredilmesi için davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, diğer kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğuyla karar vermesine bağlıdır. Bu karara rağmen kat maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, davayı öteki kat malikleri açar ve hâkim hüküm vermeden önce devir bedelinin ileride hak sahibine ödenmek üzere bankada üçer aylık vadeli hesaba yatırılması ve makbuzunun ibrazı için davacılara resen belirleyeceği uygun bir süre verir. Devir bedelinin süresi içinde yatırıldığına ilişkin belge ibraz edildiğinde ve davanın kabulü halinde hâkim, davalının bağımsız bölümünün mülkiyetinin davayı açmış olan kat maliklerine arsa payları oranında devredilmesine ve devir bedelinin işlemiş faiziyle birlikte davalıya ödenmesine karar verir.

Aşağıdaki durumlarda, çekilmezlik hali her halde mevcut kabul edilir:

  1. Ortak giderlerden ve avanstan kendine düşen borçları ödemediği için hakkında iki takvim yılı içinde üç defa icra veya dava takibi yapılmasına sebep olunması;
  2. Ana gayrimenkulün bulunduğu yerin sulh hâkimi tarafından kat malikleri kurulunca verilen kararlara ilişkin gereğince verilen emre rağmen, bu kanunda yazılı borç ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle öteki kat maliklerinin haklarını ihlal etmekte devamlı olarak bir yıl ısrar edilmesi;
  3. Kendi bağımsız bölümünü randevu evi veya kumarhane veya benzeri yer olarak kullanmak suretiyle ahlak ve adaba aykırı harekette bulunması.

Dava hakkı, devir konusunda kat maliklerince alınan dava açma kararının öğrenilmesi tarihinden başlayarak altı ay ve her halde dava hakkının doğumundan başlayarak beş yıl içinde kullanılmazsa veya dava sebebi ortadan kalkmışsa düşer.

İzmir Büyükşehir Belediyesi & ESHOT – 5 Dakika Kuralına dair Kamu Denetçiliği Kararı

Bildiği üzere İzmir ili çevresinde kullanılan İzmirim Kartlarda 5 dakika kuralı uygulanmaktadır. Bu kural ile; aktarma yapacağı duraklar arasındaki mesafe kısa olsa dahi vatandaşlar tam ücret ödememek için en az 5 dakika beklemek zorunda kalıyordu. Nitekim, ilk kart basımından sonra aktarma ücreti alınabilmesi için 5 dakika geçmesi gerekmekteydi. Acelesi olan vatandaşlar ise 5 dakika kuralı nedeniyle aktarma yapsa dahi tam ücret ödüyordu. Yaptığımız başvuru sonucunda Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından 5 dakikanın daha düşük bir süreye indirilmesi tavsiye edilmiştir ve talebimiz bu yönden kabul edilmiştir. 30 günlük süre içerisinde İzmir Büyükşehir  Belediyesi süreyi düşürüp düşürmeyeceğine ilişkin kararını verecektir.

SAYI                                                  : 2021/16462-S.21.26400

BAŞVURU NO                                 : 2021/7034

KARAR TARİHİ                             : 22/11/2021

BAŞVURAN                                     : MELİH SARI

BAŞVURUYA KONU İDARE        : İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU             :

Şikâyetçinin, aktarmalarda 5 dakika bekleme kuralı olarak uygulanan uygulamanın kaldırılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ                        : 01/04/2021

  1. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza yapılan başvuruda Melih SARI(39076856228) özetle, 28/12/2020 tarihli ve 2020/103716 no.lu ilk başvurusuna Gönderme Kararı verildiğini, ancak sonuç alamadığını, bu nedenle başvurusunun yeniden incelenmesini talep ettiğini, ESHOT tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığını, aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kaldıklarını, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazdığını, hiçbir uyarıda bulunulmadığını iddia ve ifade ederek bahse konu 5 dakika uygulanmasının kaldırılmasını ve fazla tahsil edilen ücretin iadesini talep etmektedir.

  1. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kamu Denetçiliği Kurumumuzca şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla, 28/04/2021 tarih ve S.21.10887 sayı ile 23/08/2021 tarih ve S.21.19644 sayılı yazılar ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuş, 17/08/2021 tarih ve S.21.19190 sayılı yazı ile de Türkiye Belediyeler Birliğinden görüş talebinde bulunulmuştur.

3) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının 01/06/2021 tarih ve 20926 sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;

3.1) İzmir kent içi toplu taşımacılık hizmetinde 120 dakika aktarmalı ulaşım sisteminde tüm binişlerin bir paket olarak tarifenlendirilerek ücret alındığı bir sistemin uygulandığı, İzmir toplu ulaşımını oluşturan tüm taşıma paydaşlarının (izban, metro, tramvay, vapur ve otobüs) gerek ulaşım ağında, gerekse de fiyat tarifesinde entegre bir sistem ile çalıştığı, söz konusu 120 dakika aktarmalı ulaşım araçlarına yapılan binişlerden ise kademeli olarak indirimli ücret alındığı,

3.2) 120 dakika aktarmalı ulaşım sisteminde uygulanan 5 dakika koruma süresinin, aktarmalı ulaşımın getirdiği ekonomik seyahatin İdare aleyhine istismar edilmesine yönelik olarak alınmış bir önlem olduğu, söz konusu önlemin alınmaması halinde kişilerin kendisine sağlanan indirimli aktarma hakkını başka yolcuların daha düşük bedel ödeyerek kullanmasını sağlayarak(örneğin güncel tam ücret bedeli 3,46-TL yerine 1,00-TL, 2,00-TL veya 3,00-TL ) İdare aleyhine maddi menfaat sağlanabileceği,

3.3) Bu durumun aynı otobüste, iskelede veya istasyonda aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılması suretiyle veya birbirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılması suretiyle meydana gelebileceği, bunun hem İdare hem de diğer toplu ulaşım hizmeti veren kurum ve şirketler aleyhine haksız kazanç sağlanması sonucunu doğuracağı,

3.4) Yukarıda bahsedilen aktarmalı ücret hakkının kötüye kullanılmaması ve aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmemesi amacıyla, ‘5 dakika koruma süresi’ ve ’30 dakika koruma süresi’ kuralları getirildiği, ’30 dakika koruma süresi’ kuralının aynı otobüste, iskelede veya istasyonda aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılmasının; ‘5 dakika koruma süresi’ kuralının ise birbirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılmasının önüne geçebilmek için getirildiği, bu sebeple sistem güvenliği amacıyla konulmuş 5 dakika koruma süresi kuralına göre, her binişi(aktarmalı dâhil) takiben 5 dakikalık süreye dikkat edilmesinin gerekmekte olduğu, koruma süresi dolmayan kartlardan aktarma(indirimli) ücret değil tam ücret alındığı,

3.5) Ayrıca İdare tarafından uygulanan 5 dakika koruma süresi kuralının İstanbul, Ankara ve Antalya gibi büyükşehirlerde de uygulandığı, vatandaş görüşlerinin iletilebileceği iletişim kanallarının sürekli açık tutulduğu, başvuruların açıklık, tarafsızlık, adil olma ve gizlilik prensipleri doğrultusunda ilan edilen kanallar aracılığıyla en kısa sürede değerlendirilmesi amacıyla vatandaşların yorum, öneri ve katkıları ile hizmetlerde iyileştirme çalışmalarının kesintisiz olarak devam ettiği,

3.6) Şikâyetçinin ‘Eshot tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığı, 5 dakika koruma kuralının vatandaşı mağdur ettiği, araç numarası üzerinden(elektronik olarak) aktarmanın tespit edilebileceği iddialarına yer verildiği, İzmirim kart basılan validatörlerin araç plakalarını kaydetmesi suretiyle aktarma yapan kişinin yaptığı aktarmaların tespit edilmesinin 5 dakika koruma kuralını işlevsiz hale getirmemekte olduğu, nitekim 5 dakika koruma süresi kuralının uygulanma amacının birbirine yakın ulaşım araçlarında aktarma yapılırken kartın çoklu kullanılması olduğundan araç numarası üzerinden aktarmanın tespit edilmesinin aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmesini engellememekte olduğu,

4) 23/08/2021 tarih ve S.21.19644 sayılı yazı ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığından ek bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığının 15/09/2021 tarih ve 38409 sayılı cevabi yazısı ve eklerinde ise özetle;

4.1) İzmir ilinin tüm toplu taşıma araçlarına(izban, metro, tramvay, vapur ve otobüs) 2021 yılının ilk 8 ayı itibariyle yapılan 154.728.785 adet ücretli binişin 57.556.226 adedini (%37) aktarmalı binişlerin oluşturduğu, Belediye araçlarına ise 2020 yılı için 95.342.278 adet aktarmasız binişle birlikte 41.985.689 adet aktarmalı binişin (%30,57) ; 2021 yılı için 58.241.379 adet aktarmasız binişle birlikte 25.089.807 adet aktarmalı binişin(%31,11) gerçekleştirildiği,

4.2) İzmir toplu ulaşımını oluşturan tüm taşıma paydaşlarının (izban, metro, tramvay, vapur ve otobüs) gerek ulaşım ağında, gerekse fiyat tarifesinde entegre bir sistem ile çalıştığı, söz konusu 120 dakika aktarmalı ulaşım sisteminde, ilk binilen ulaşım aracı için tam ücret alındığı, aktarma yapılan ulaşım araçlarına yapılan binişlerden ise kademeli olarak indirimli ücret alındığı, dolayısıyla öncelikle şikayet konusu 5 dakika koruma kuralının İzmir toplu ulaşımındaki tüm taşıma paydaşları arasında yapılan aktarmalarda kullanılmakta olduğu, yalnızca İdare tarafından değiştirilmesinin mümkün olmadığı,

4.3) İzmir ilinde yoğun olarak kullanılan raylı sistem duraklarında (Halkapınar, Konak vb.) art arda yapılacak binişlerde aynı ulaşım kartının birden fazla yolcu tarafından kullanılması gibi suiistimaller ile toplu taşıma araçlarına biniş sonrası ulaşım kartlarının cam ve kapılardan dışarı atılmak suretiyle başka bir yolcu tarafından usulsüz kullanım olaylarıyla sıklıkla karşılaşıldığı, ancak usulsüz kullanımlar adli vaka teşkil etmediğinden tutanak düzenlenerek işlem tesis edilmediği, aynı zamanda söz konusu suiistimallerin ulaşım planlama sürecinde ve sistem verilerinin analizinde yanlış değerlendirilmelere sebep olabildiği,

4.4) Elektronik ücret toplama sisteminde kullanılan 5 dakikalık koruma süresinin, geçmiş kurumsal tecrübeler doğrultusunda ve kurumsal risk analizleri sonucunda geliştirilen etkin bir önleyici tedbir olduğu, aynı zamanda aktarma hizmetini kullanan yolcuların lehine olacak şekilde mükerrer ücret tahsil edilmesini(ulaşım kartının istem dışı birden fazla okutulması, sistem arızası gibi nedenlerle) engelleyen aktif bir yapıda olduğu, 5 dakika koruma kuralının uygulanmadığı dönemde hem İdarenin hem de diğer toplu ulaşımda görev yapan Kuruluşların( İzban A.Ş., Metro A.Ş., İzdeniz A.Ş., İzelman A.Ş., İzulaş A.Ş.) zararına pek çok suiistimallerin meydana geldiği, toplu taşıma unsurlarının tıpkı ulaşım ağlarında olduğu gibi, fiyat tarifesinde de birbirine entegre olduğundan şikayete konu 5 dakika koruma süresinin kaldırılması halinde, ücretsiz binişler sebebiyle toplu ulaşım hizmeti veren İdare ile İzmir kent içi toplu ulaşım hizmeti veren kurum ve şirketlerin zarara uğramasının kaçınılmaz olduğu,

4.5) 5 dakika koruma kuralının uygulanmaması ve aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmesi halinde usulsüz kullanılan ulaşım kartına el konulmasının mümkün olmadığı gibi ulaşım kartını usulsüz kullanan kişiye hukuk sistemimizde uygulanabilecek herhangi bir hukuki yaptırımın bulunmadığı, bu durumun İzmir kent içi toplu taşıma hizmeti veren tüm kurum ve şirketler aleyhine hakkın kötüye kullanılmasına zemin hazırladığı, ayrıca İdarenin araçlarına keyfiyet üzere yapılan ve indi-bindi olarak tabir edilen ( daha boş bir otobüsün durağa gelmesi sebebiyle inip diğer otobüse binmek, bir durak sonra inerek arkadan gelen otobüse binmek vb.) davranışlarla çok daha sık karşılaşılacağı ve bu durumun toplu ulaşımın aksamasına sebebiyet vererek kent içi trafiği sıkıntıyı sokacağının açık olduğu, açıklanan nedenlerle söz konusu uygulamanın kaldırılması halinde hem İdarenin hem de İzmir kent içi ulaşım hizmeti veren diğer paydaşların yüksek hasılat kayıplarına uğrayacağı, toplu ulaşımın ve dolayısı ile kent içi trafiğin aksayacağının izahtan vareste olduğu,

4.6) 5 dakika koruma süresi kuralının kısa mesafeli duraklar arasında 2-3 dakikaya indirilmesi hususunda; uygulanan aktarmalı ulaşımın parametrelerinin bütüncül yapısını bozacağı ve hat-güzergah bazında kural işletilmesinin sağlıklı uygulanmasını olumsuz yönde etkileyeceğinin değerlendirildiği, duraklar arasındaki ortalama varış süresinin trafiksiz saat dilimlerinde ortalama olarak 102 saniye sürdüğü, binişler arasında geçen süreleri saptama çalışması raporunda ilk 5 dakikada yapılan binişlerin toplam binişlere oranının sadece %0,2006 olarak tespit edildiği, 384.354 adet yapılan aktarmalı binişin, bir önceki binişle arasındaki sürelerin analizi sonucunda; aktarmalar arası sürelerin %8 oranında ‘5 ila 10 dakika’ , %24 oranında ’10 ila 15 dakika’, %68 oranında ise ‘20 ila 120 dakika’ olduğu tespit edildiği, aktarmalar arası sürelerin biniş frekansları incelendiğinde; aktarmalar arasında geçen ortalama sürenin ’28 dakika 26 saniye’ olduğunun tespit edildiği,

4.7) İzmir Büyükşehir Belediyesince kurulan entegre toplu ulaşım sistemi ve buna bağlı çalışan elektronik ücret toplama sisteminin bir bütün olarak çalıştığı, toplu ulaşım ücret tarifesi ve aktarma ücretlerinin de birbiri ile entegre olduğu, bu sebeple İdare özelinde 5 dakika koruma süresinin kaldırılması veya 5 dakika koruma süresinde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, yapılacak değişikliğin tüm İzmir kent içi toplu ulaşım hizmeti veren tüm kurum ve şirketlerini bağladığı, ayrıca gerek global düzeyde gerekse de ülkemizde yapılan bilimsel ve akademik araştırmalarda 5 dakika bekleme süresinin makul olduğunun kabul edildiği, bu sebeple söz konusu kuralın esnetilmesinin mümkün olmadığı,

5) Türkiye Belediyeler Birliğinin 27/09/2021 tarihli ve 3364 sayılı cevabi yazısında özetle;

5.1) ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından İzmir’de toplu taşımada uygulanan 5 dakika koruma süresi kuralına ilişkin idari ve hukuki görüşlerin, uygulama örneklerinin ve kuralın hakkın kötüye kullanılması durumu ile kuralın kaldırılması halinde idarenin zarara uğrama durumunun ortaya çıkıp/çıkmayacağı hakkında görüş talep edildiği,

5.2) 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 10’uncu maddesinde büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görevli oldukları konularda bu kanunla birlikte Belediye Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri ile ilgisine göre belediyelere tanınan yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahip olduklarının belirtildiği, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ‘Ücrete Tabi İşler ‘başlıklı 97’nci maddesinde; ‘Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir.’ hükmüne yer verildiği,

5.3) Birliğe üye bazı Büyükşehir Belediyeleri ile yapılan görüşmelerde Belediyelere İzmir örneğinde olduğu gibi bir koruma süresi uygulaması olup/olmadığı hususunun sorulduğu,

5.3.1) Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; aynı araçta ilk 30 dakika kartlı biniş yapılamadığı, bu sürede tekrar okuma yapılırsa ‘kullanılmış kart’ uyarısı yapıldığı, yine de biniş yapılmak istenirse şoför marifetiyle tam ücret karşılığı binişe imkân sağlandığı, 30 dakika süresinin 65 yaş üstü kişiler için özel durumları gereği 1 dakika olarak belirlendiği, aktarmalı binişlerde iki biniş arası 5 dakika koruma süresinin bulunduğu, 5 dakikalık süre dolmadan biniş yapılmak istendiğinde aktarma sürecinin bozularak ikinci binişin yapılacağı hattan normal ücret alındığı, yolcu talepleri doğrultusunda ve ihtiyaca binaen yalnızca bir bölgede lastik tekerlekli toplu taşıma hatları ile tramvay hattı arasındaki aktarma koruma süresinin 5 dakika yerine 1 dakika olarak belirlendiği,

5.3.2) Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; ilk binişten itibaren bir saatlik zaman diliminde indirimli aktarma uygulamasının bulunduğu ancak kartın ilk okutulduğu araçta yapılacak ikinci okumanın tam ücretlendirildiği, koruma uygulamasının yalnızca aynı araç içerisinde uygulandığı, farklı araçlarda süre ve koruma uygulamasının bulunmadığı,

5.3.3) Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; 80 dakikada bir biniş ve iki aktarma yapılabildiği, ilk binişten sonra 10 dakika aktarma yapılamadığı, bu koruma süresi uygulamasının getirilme gerekçesinin hizmetten yararlananlarca aktarma imkânının kötüye kullanıldığının fark edilmesi olduğu, koruma süresi uygulamasının 6 yıldır aralıksız devam ettiği, ücret tarifelerinin bulunduğu bilgilendirme broşürlerinde vatandaşa bu uygulamanın bilgisinin verildiği,

5.3.4) Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının cevabında; toplu taşıma araçlarının tamamında aktarma işleminin uygulanmadığı, belediye iştiraki tarafından kent merkezinde işletilen hafif raylı sistem, ekspres-terminal ve ring otobüs hatları ve kent içi diğer otobüs hatlarında geçerli olmak üzere, ilk binişten itibaren iki saatlik süre içerisinde iki kez olmak üzere indirimli aktarma uygulamasının bulunduğu, bilgilendirme broşürlerinde vatandaşa bu uygulamanın bilgisinin verildiği,

5.4) Türkiye Belediyeler Birliği Ulaşım Komisyonunun, belediyelerinde ulaşımdan sorumlu idareci üyeleriyle sözlü olarak yapılan görüşmeler neticesinde, birçok belediyede aynı araçta belli sürelerde koruma süresi uygulamasının yaygın olarak kullanıldığı, aktarmalarda uygulanan koruma süresinin özellikle büyükşehirlerde bir gereklilik olduğu için makul karşılanması gerektiğinin bildirildiği,

5.5) 5393 ve 5216 sayılı Kanunlar ile ulaşım hizmetini sunma görev ve yetkisinin belediyelere verildiği, 2464 sayılı Kanunda harç veya katılım konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilen bu hizmet için belediyelerin ücret almaya yetkisinin bulunduğu, bilet ücret ve tarifeleri ile uygulama esaslarını mevzuat çerçevesinde ve idari yargı denetimine açık olmak üzere belediye meclislerinin serbestçe belirleyebileceği, bu çerçevede çeşitli koruma süreleri belirlemenin yine belediye meclislerinin takdirinde olduğu,

5.6) Birlik üyesi belediyelerden alınan cevaplar ve sözlü görüşmelerle elde edilen bilgiler doğrultusunda birçok belediyede koruma süresi uygulamasının bulunduğu,

5.7) Koruma süresi kuralının ortaya çıkmasının yolcuların haklarını kötüye kullanabildiğinin tespit edilmesinin bir sonucu olduğu, herhangi bir suistimale tanık olmayan/tespit edemeyen belediyelerin bu tür bir uygulamaya gitmedikleri, bu uygulamanın kaldırılması halinde haksız kullanımların olabileceği ve bundan belediyelerin mali olarak olumsuz etkilenebileceğinin değerlendirildiği ifadelerine yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

6) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,

7) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

8) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “İl ve İlçe Trafik Komisyonları” başlıklı 12’inci maddesinde, ‘‘İl ve İlçe Trafik Komisyonlarının kuruluşu ile görev ve yetkileri: …( b ) bendinde Görev ve Yetkiler:

  1. İl sınırları içinde mahalli ihtiyaç ve şartlara göre trafik düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almak,
  2. Trafiğin düzenli bir şekilde akımını sağlamak bakımından alt yapı hizmetleri ile ilgili tedbirleri almak, trafikle ilgili sorunları çözümlemek, bütün ülkeyi ilgilendiren Trafik Güvenliği Yüksek Kurulunun müdahalesini gerektiren hususları İçişleri Bakanlığına iletmek.
  3. Karayolu taşımacılığına ait mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, trafik düzeni ve güvenliği yönünden belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları, çalıştırılabileceği yerler ile güzergâhlarını tespit etmek ve sayılarını belirlemek,’’9) 10/07/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun;

9.1) “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanunun uygulanmasında, (Değişik: 12/11/2012-6360/4 mad.) Büyükşehir belediyesi: Sınırları il mülki sınırı olan ve sınırları içerisindeki ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan; idarî ve malî özerkliğe sahip olarak kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisini, ikinci fıkrasında, “ Büyükşehir belediyesinin organları: Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediye encümeni ve büyükşehir belediye başkanını…”; ifade eder.

9.2) ” Büyükşehir ve İlçe Belediyelerinin Görev ve Sorumlulukları ” başlıklı 7’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde, “Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır:… Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek. ”; (p) bendinde, “Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/14 md.) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek. ”;

9.3) “Ulaşım Hizmetleri” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında, “ (Değişik birinci fıkra: 12/11/2012-6360/8 mad.) Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur. İlçe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır.”, ikinci fıkrasında, “Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dâhilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır.”, üçüncü fıkrasında, “Ulaşım koordinasyon merkezi kararları, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer.”, dördüncü fıkrasında, “Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır.’’ altıncı fıkrasında; “Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz. ”,

10) 20/05/1930 tarihli ve 1608 sayılı Umuru Belediyeye Müteallik Ahkâmı Cezaiye Hakkında 16 Nisan 1340 Tarih ve 486 Numaralı Kanunun Bazı Maddelerini Muaddil Kanunun 2 nci maddesinde “Belediyelerin karar organları veya ilgili komisyonlar tarafından mevzuata uygun olarak belirlenen yolcu nakil araçlarına ilişkin ücret tarifelerine uymayan kişi, belediye encümeni tarafından ikiyüzelli Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idari para cezasıyla cezalandırılır.”

11) 31/03/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 32’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Yetkili makamlar tarafından adli işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye yüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilir.” ikinci fıkrasında ise, “Bu madde, ancak ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hallerde uygulanabilir.”

12) 15/06/2006 tarihli ve 26199 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliğinin ” Görev ve Yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinde, “UKOME, büyükşehir içindeki kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesini sağlamak üzere; ulaşım, trafik ve toplu taşıma konularında üst düzeyde yönlendirici karar alma, uygulama, uygulatma ve ilgili mevzuattaki usulüne göre gereken tesisleri kurma, kurdurma ve işletme hak ve yetkilerine haizdir. Bu amaçla;

  1. a) Büyükşehir belediyesinin sınırları içinde, mevzuatla yetkili kılındığı durumlarda mahalli ihtiyaç ve şartlara göre trafik düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almakla,
  2. b) Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde nazım plan çerçevesinde, arazi kullanım ve ulaşım planlama çalışmalarıyla büyükşehir ulaşım planını yapmak, yaptırmak, uygulamak ve uygulatmak için gereken karar ve tedbirleri almakla,
  3. c) Trafiğin düzenli bir şekilde akımını sağlamak bakımından alt yapı hizmetleri ile ilgili tedbirleri almak, trafikle ilgili sorunları çözümlemek, trafikle ilgili olarak ülkeyi ilgilendiren veya mevzuat değişikliği gerektiren hususları İçişleri (Ek ibare: RG-23/5/2019-30782) ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına iletmekle,

ç) Kara, deniz, göl, nehir, kanal ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; otobüs, taksi, dolmuş ve servis durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek, gerçek ve tüzel kişiler ile resmi ve özel kurum ve kuruluşlara ait otopark olmaya müsait boş alan, arazi ve arsaları geçici otopark yeri olarak ilan etmek ve bunların sahiplerine veya üçüncü şahıslara işletilmesi için izin vermek, izin verilen otoparklar ile karayolu üzerindeki diğer park yerlerinde (Değişik ibare: RG-25/4/2014-28982) engelliler için işaretlerle belirlenmiş bölümler ayrılmasını sağlamakla,

  1. d) Karayolu taşımacılığına ait mevzuat hükümleri saklı kalmak üzere, trafik düzeni ve güvenliği yönünden belediye sınırları içinde ticari amaçla çalıştırılacak yolcu ve yük taşıtları ile motorsuz taşıtların çalışma şekil ve şartları ile bu taşıtların teknik özelliklerini tespit etmek, çalıştırılabileceği yerler ile güzergâhlarını tespit etmek ve sayılarını belirlemek, bunlara izin ve çalışma ruhsatı vermekle,
  2. e) Büyükşehir belediyesinin sınırları içinde, ulaşım, toplu taşıma ve trafik mevzuatının büyükşehir belediyesine verdiği yetki doğrultusunda uygulamaya yönelik yönlendirici karar almak ve görüş oluşturmakla,… görev ve yetkilidir.’’

13) İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kişiselleştirilmiş Toplu Ulaşım Kartları Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, “ Bu yönetmelikte geçen… Kart bedeli, toplu ulaşım kartlarının ESHOT Genel Müdürlüğü tarafından her yıl belirlenen bedelini ifade eder. ’’ düzenlemelerine yer verilmiştir.

  1. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14) Kamu Denetçisi tarafından; başvuranın iddiaları, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığının görüş yazısı, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; söz konusu dosya hakkında hazırlanan Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

  1. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
  2. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

15) Şikâyetçi 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere özetle ESHOT tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığını, aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kaldıklarını, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazdığını, hiçbir uyarıda bulunulmadığını iddia ederek bahse konu 5 dakika uygulanmasının kaldırılmasını ve fazla tahsil edilen ücretin iadesini talep etmektedir.

16) Ülkemizde kentlerin gelişmesi ve yoğunlaşan nüfus dolayısıyla yolcu taleplerinin artması durumu ile karşılaşılmaktadır. Aynı zamanda vatandaşlar için kent içi ulaşımın hızlı, konforlu, ucuz, kolay ve erişilebilir olması hususları da büyük önem taşımaktadır. Kent içi ulaşımda insanların daha kısa sürede, ekonomik ve güvenli bir şekilde seyahat etmesi, sürdürülebilirlik ilkelerine uygun, yolcularına karşı sorumlu ve çevreye duyarlı bir sistemin etkinleştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda yürürlükte bulunan çeşitli kanun ve yönetmeliklerle yerel yönetimlere, kent içi sürdürülebilir ve dengeli ulaşımın sağlanması ile ulaşımın sağlıklı bir şekilde işletilebilmesi için ulaşım hizmetlerinin sunulmasında önemli görev ve sorumluluklar yüklenmiştir.

17) 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 5’inci maddesindeki, ‘‘ (Değişik: 12/11/2012-6360/6 mad.)Büyükşehir belediyelerinin sınırları, il mülki sınırlarıdır. İlçe belediyelerinin sınırları, bu ilçelerin mülki sınırlarıdır.’’ hükmü ve Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumluluklarının belirlendiği 7’nci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde; “Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.’’ hükmü doğrultusunda büyükşehir belediyesinin bulunduğu illerde, il mülki sınırları içerisinde bilet, ücret ve tarifelerin belirlenmesi Büyükşehir Belediyesinin yetki alanındadır.

18) Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Makamı tarafından açıklanmış olan İnsan Hakları Eylem Planının “3. Amaç: Hukuki Öngörülebilirlik ve Şeffaflık” başlığı altında da; “Belgede, hukuk kurallarını sosyal ve ekonomik hayatın bir teminatı olarak gören uygulama anlayışına yönelik faaliyetler de öngörülmüştür. Hukuk düzenimizin bir bütün olarak, en yüksek evrensel standartlarda hukuk güvenliği ilkesini gerçekleştirmeye devam etmesi vurgulanmış, bu sayede bireylerin haklı beklentilerinin hukukun koruması altında olduğuna yönelik güçlü bir mesaj verilmiştir. Bu amaç altında ortaya konulan hedefler öncelikle idari usulleri ve bürokratik süreçleri kapsamaktadır. Bu doğrultuda, idarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere hızla ve tatmin edici cevap verilmesi, bürokrasinin azaltılması ve idareden kaynaklanan sebeplerle hukuka aykırı olan işlemin maliyetinin kişilere yüklenmemesi gerekmektedir.” şeklinde belirtilerek “İdarenin İş ve İşlemlerinde Hukuki Öngörülebilirlik ve Şeffaflığın Güçlendirilmesi” hedefler arasında sayılmıştır.

19) Başvuru konusu somut olayda, ESHOT tarafından 5 dakika içerisinde aktarma yapılmasına rağmen aktarma ücreti yerine tam ücret alındığı, aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kalındığı, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazıldığı, hiçbir uyarıda bulunulmadığı iddiasıyla kurumumuza başvuruda bulunulduğu, bahse konu 5 dakika uygulanmasının kaldırılmasının ve fazla tahsil edilen ücretin iadesinin talep edildiği, İdare tarfından gönderilen cevabi yazıda; ‘5 dakika koruma süresi’ kuralının biribirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın çoklu kullanılmasının önüne geçebilmek için getirildiği, bu sebeple sistem güvenliği amacıyla konulmuş 5 dakika koruma süresi kuralına göre, her binişi (aktarmalı dahil) takiben 5 dakikalık süreye dikkat edilmesi gerekmekte olduğu, koruma süresi dolmayan kartlardan aktarma (indirimli) ücret değil tam ücret alındığı bildirilen yazıya istinaden çoklu kullanımların tespit edilip/edilmediği ve tutanak düzenlenip/düzenlenmediği hususunda ek bilgi ve belge talep edildiği, söz konusu ek bilgi ve belge talebine gönderilen cevabi yazıda; usulsüz kullanımlar adli vaka teşkil etmediğinden tutanak düzenlenerek işlem tesis edilmediği, aynı zamanda söz konusu suiistimallerin ulaşım planlama sürecinde ve sistem verilerinin analizinde yanlış değerlendirilmelere sebep olabildiği, 5 dakika koruma kuralının uygulanmaması ve aktarmalı ücret tarifesinin istismar edilmesi halinde usulsüz kullanılan ulaşım kartına el konulmasının mümkün olmadığı gibi ulaşım kartını usulsüz kullanan kişiye hukuk sistemimizde uygulanabilecek herhangi bir hukuki yaptırımın bulunmadığı, bu durumun İzmir kent içi toplu taşıma hizmeti veren tüm kurum ve şirketler aleyhine hakkın kötüye kullanılmasına zemin hazırladığı, entegre toplu ulaşım sistemi ve buna bağlı çalışan elektronik ücret toplama sistemi bir bütün olarak çalıştığı, toplu ulaşım ücret tarifesi ve aktarma ücretlerinin de birbiri ile entegre olduğu, bu sebeple İdare özelinde 5 dakika koruma süresinin kaldırılması veya 5 dakika koruma süresinde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığının bildirildiği tespit edilmiştir.

20) Konu ile ilgili diğer belediyelerin uygulamalarını tespit amacıyla Türkiye Belediyeler Birliğinden görüş alınmış olup, 5 numaralı paragrafta ayrıntılı olarak yer verilmiş olan Türkiye Belediyeler Birliğinden konu hakkındaki görüşlerinin ve ‘5 dakika koruma süresi’ kuralının diğer belediyelerdeki uygulama örneklerinin yer aldığı cevabi yazıda, koruma süresi kuralının ortaya çıkmasının yolcuların haklarını kötüye kullanabildiğinin tespit edilmesinin bir sonucu olduğu, herhangi bir suistimale tanık olmayan/tespit edemeyen belediyelerin bu tür bir uygulamaya gitmedikleri, bu uygulamanın kaldırılması halinde haksız kullanımların olabileceği ve bundan belediyelerin mali olarak olumsuz etkilenebileceğinin değerlendirildiği,

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığının uygulamasında, aktarmalı binişlerde iki biniş arası 5 dakika koruma süresinin bulunduğu, koruma süresinin ihtiyaca binaen yalnızca bir bölgede 5 dakika yerine 1 dakika olarak belirlendiği,

Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığında; koruma uygulamasının yalnızca aynı araç içerisinde uygulandığı, farklı araçlarda süre ve koruma uygulamasının bulunmadığı,

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığında; ilk binişten sonra 10 dakika aktarma yapılamadığı, bu koruma süresi uygulamasının getirilme gerekçesinin hizmetten yararlananlarca aktarma imkânının kötüye kullanıldığının fark edilmesi olduğu, ücret tarifelerinin bulunduğu bilgilendirme broşürlerinde vatandaşa bu uygulamasının bilgisinin verildiği bildirilmiştir.

21) ‘‘Kamu hizmetlerini yürütmekle yetkili ve yükümlü olan idareye kamu kudretinden kaynaklanan bir takım üstünlük ve ayrıcalıklar tanınmıştır. Kamu hizmetini yürütmek için bir takım kararlar almak ve işlemler yapmak durumunda olan idare, özel hukuk ilişkisi ve işlemleri dışında, kamu tüzel kişiliğine sahip olma ve mevzuat tarafından açıkça yetkilendirilmesine bağlı olarak, kamu kudretinden yararlanarak bir takım idari işlemler yapmaktadır. Kamu hizmetlerinde meydana gelen nitelik ve nicelik artışına paralel olarak, bu hizmetleri yürütmek için gerekli organizasyon, personel, eylem ve işlemlerin artışı sonucu, büyüyen ve yayılan bu etkinliğin kontrol altına alınması ve denetlenmesi her geçen gün daha büyük önem arz etmektedir.

21.1) İdari işlemlerin, yasal olarak yetkilendirilmiş kişilerce, yasal esaslar dâhilinde yapılabilme yeteneği olarak tanımlanabilecek yetki, kamu düzenine ilişkin olup, kişilere değil, işgal edilmiş pozisyonlara tanınmış bir haktır. İdareye tanınan yetkiler bağlı yetki ve takdir yetkisi olmak üzere iki grupta toplanır. İdareye belli bir davranışta bulunurken ya da belli bir görevi yerine getirirken az ya da çok bir hareket serbestisi tanınmış ise “takdir yetkisi” nden söz edilir.

21.2) İdarenin kamu hizmetlerini nasıl yerine getireceğini ve alacağı kararların içeriğini yasalarla önceden saptama olanağı yoktur. İdareye belli konularda takdir yetkisi tanımak, görevlerinin niteliği yönünden zorunludur. Yasa koyucu, idarenin görev ve yetkilerini belirlerken idareyi, bazı yetkileri kullanıp kullanmamada, bu yetkilerin kullanılmasının gereklerini saptamada az ya da çok serbest bırakabilir. İdare kendisine tanınan bu yetkiyi, yasaların gösterdiği sınırlar içinde ve kamu yararı için kullanmak zorundadır. İdareye belli konularda takdir yetkisinin tanınması, idarenin “keyfi ” olarak hareket edebileceği anlamına gelmez. İdare takdir yetkisini kullanırken; yasanın koyduğu sınırlar içinde kalmalı, eşitlik ilkesine önem vermeli, kamu yararını gözetmeli, hizmetin gereklerini göz önüne almalı, gerekçe göstermeli ve eğer yasalar özel koşullar öngörmüş ise bunlara da uymalıdır.

21.3) Bu noktada yürüttüğü hizmetler nedeniyle idareye tanınmış olan bir takım yasal ayrıcalık ve üstünlükler, keyfi bir idari yönetimi amaçlamamakta, idari hizmetlerin çeşitliliğine bağlı olarak, idareye belirli sınırlar içinde hareket etme özgürlüğü tanıyarak, hizmetin en etkin biçimde yapılması, kamu yararının en üst düzeyde gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. İdareye yasalarla tanınan bu ayrıcalık ve üstünlükler, yine aynı yasalar tarafından, hukuka uygun olup olmamaları açısından denetlemeye tabi tutulmak zorundadırlar. Bir yandan bireysel hak ve özgürlüklerin korunması diğer yandan kamu hizmetinin yürütülmesi gerekliliği, her iki amaç arasında dengeli bir uyumun sağlanması zorunluluğunu ortaya koymaktadır. ”(Kadir KORKMAZ, “Takdir Yetkisinin Disiplin Hukukunda Kullanımı ve Yargısal Denetimi”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.XIII, S.1-2,s.241-243,2009)

22) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11/05/1980 tarihinde kabul edilen İdari Takdir Yetkisinin Kullanılmasına İlişkin R(80)2 Sayılı Tavsiye Kararının “Tavsiye Kararına Ek Takdir Yetkisinin Kullanılmasında Uygulanacak Temel İlkeler” bölümünde, “Takdir yetkisini kullanan bir idari makam; (1) Yetkinin veriliş amacından başka amaç güdemez. (2) Yalnızca olaya ilişkin öğeleri hesaba katarak nesnelliğe ve tarafsızlığa uyar. (3) Hakkaniyete uymayan ayırımcılığı önleyerek yasa önünde eşitlik ilkesini gözetir. (4) İşlemin amacıyla, kişilerin hakları, özgürlükleri veya menfaatleri üzerindeki olumsuz etkileri arasında uygun bir denge sağlar. (5) İşlemi, her somut olaya göre belirlenen makul bir süre içinde yapar. (6) Genel idari ilkeleri tutarlı bir şekilde uygular ve aynı zamanda her olayın özelliklerini göz önünde tutar. ” ifadelerine yer verilmiştir.

23) Yargı kararlarında da takdir yetkisi ve kamu yararı birlikte ele alınmış ve mutlak olmadığı vurgulanmıştır. Danıştay 8’inci Dairesinin 27/01/2010 tarihli ve E.2010/2, K.2010/2 sayılı Kararında; “İdarelerin idari işlemi tesis ederken, eylemde bulunurken yararlandığı serbestiye takdir yetkisi denilir. Takdir yetkisi idareye bırakılan belli ölçüde karar alma özgürlüğüdür. Hukuken kabul edilebilir koşulların oluşumu halinde tanınmış bir serbestidir. Keyfi bir hareket olmayıp ancak hukuka uygun olarak kullanılabilir. Hukuk Devleti olmanın gereği, idarenin takdir yetkisine dayalı olarak tesis ettikleri bireysel ya da düzenleyici işlemlerin hukuken geçerli ve objektif bir sebebe dayanmasıdır. Takdir yetkisine dayanan işlemlerin hukukun belirlediği sınırların ve eşitlik kuralı gözetilerek kamu yararına ve hizmetin gereklerine uygun şekilde, objektif makul ve geçerli gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerekir.” ifadesine,

23.1) Benzer bir şekilde Danıştay 8’inci Dairesinin 11/07/2017 tarihli ve E.2016/12742, K.2017/6223 sayılı Kararında; “İdarelere takdir yetkisi tanınan hallerde idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.” ifadesine yer verilmiştir.

24) Bu kapsamda dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler ile Türkiye Belediyeler Birliği tarafından sunulan görüş yazısı birlikte değerlendirildiğinde, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7’inci maddesi ile ulaşım hizmetinin sunulmasında, bilet, ücret ve tarifelerin belirlenmesinin Büyükşehir Belediye Başkanlığının yetkisinde olduğunun belirlendiği, söz konusu hizmetlerin sunulması aşamasında idareye tanınan takdir yetkisinin kapsamının sınırsız ve mutlak bir yetki olmayıp, kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararı amacıyla kullanılması gerektiğinin yargı kararları ile de hüküm altına alındığı, Türkiye Belediyeler Birliğinin tarafından sunulan görüş yazısında; koruma süresi kuralının ortaya çıkmasının yolcuların haklarını kötüye kullanabildiğinin tespit edilmesinin bir sonucu olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir.

25) İzmir Büyükşehir Belediyesi, 5 dakika koruma süresi belirlemekle yolcuların seyahat özgürlüğünü engellememekte, sadece indirimli aktarma hakkından yararlanılmasının belli bir süre ile sınırlı olarak önüne geçmektedir. Bu tedbirle ulaşılmak istenen amacın aynı otobüste, iskelede veya istasyonda veya birbirine yakın ulaşım araçlarının hizmet verdiği aktarma merkezlerinde aktarma hakkına sahip bir kartın başkaları tarafından çoklu kullanılmasının önüne geçmek olduğu açıktır. Bu nedenle yoğun nüfusa sahip illerde farklı saiklerle farklı uygulamalara gidilmesinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu, idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.

26) Bununla birlikte, başvuranın “aktarma mesafesi kısa olmasına rağmen özellikle kış aylarında soğukta beklemek zorunda kaldıklarını, karttan ücret çekimi esnasında yalnızca aktarma ücreti yazdığını, hiçbir uyarıda bulunulmadığı” şeklindeki iddiaları yönünden kanunun ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Her ne kadar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kurumumuza gönderdiği cevabi yazıda, kurulan entegre toplu ulaşım sistemi nedeniyle elektronik ücret toplama sisteminin bir bütün olarak çalıştığı, bu sebeple 5 dakika koruma süresinin kaldırılması veya 5 dakika koruma süresinde değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı, bu sebeple söz konusu kuralın esnetilmesinin mümkün olmadığı belirtilmekte ise, Belediyenin kendi yazısından duraklar arasındaki varış sürelerinin iki dakikanın altında olabildiği ve Türkiye Belediyeler Birliği’nin görüş yazısında da belirtildiği üzere herhangi bir suistimale tanık olmayan/tespit edemeyen belediyelerin bu tür bir uygulamaya gitmedikleri anlaşıldığından ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı uygulamasında koruma süresinin ihtiyaç duyulan bölgelerde 5 dakika yerine 1 dakika olarak belirlenebildiği görüldüğünden vatandaş talepleri, ilin ve toplu taşımada kullanılan araçların sayı ve çeşidi vb. gibi faktörler dikkate alındığında koruma süresi uygulaması ile ilgili farklılıklar yapılarak kuralın esnetilebileceği kanaatine varılmış olup oluşabilecek mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için koruma süresinde değişiklik yapılması hususunda çalışma gerçekleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

27) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu taşıma hizmetlerinde uygulanacak olan ücret ve tarifelerin belirlenmesi hususunda takdir yetkisi bulunduğu için ‘koruma süresi’ kuralını kabul etmek yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullandığı, bu nedenle de başvurunun koruma süresinin tamamen kaldırılması talebi yönünden reddi gerektiği; ancak özellikle yakın mesafede olan durakları kullanan vatandaşların ihtiyaç duyulması halinde 5 dakikalık koruma süresinin bitmesini beklemeden indirimli aktarma hakkından faydalanabilmesi için koruma süresinin kısaltılması hususunun idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

  1. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

28) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

  1. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun ‘Dava Açma Süresinin Yeniden İşlemeye Başlaması’ başlıklı 21’inci maddesinde; Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi ve dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu başvurana 21/09/2021 tarih ve S.21. 21738 sayılı yazı ile bildirilmiştir.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYETİN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,

Şikâyetçinin, “koruma süresi” uygulamasının tamamen kaldırılması ve fazla ödendiği iddia edilen ulaşım ücretinin iadesine ilişkin talebinin REDDİNE,

Yakın mesafede olan durakları aktarma yapma amacıyla kullanan vatandaşların, ihtiyaç halinde 5 dakikalık koruma süresinin bitmesini beklemeden indirimli aktarma hakkından faydalanabilmesi için koruma süresinin kısaltılmasına yönelik talebin yeniden değerlendirilmesi hususunda İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Şikâyete konu hususa ilişkin verilen Kararın bir örneğinin de bilgi mahiyetinde TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA İLETİLMESİNE,

Kararın BAŞVURANA, İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA ve TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

FETÖ – Bylock Nedeniyle El Konulan Telefonun İade Edilmemesi – Anayasa Mahkemesinin 15/9/2021 Tarihli Kararı

Başvurucu hakkında FETÖ/PDY’ye üye olma suçu isnadı ile soruşturma başlatılmış ve bu soruşturma kapsamında başvurucunun telefonu üzerinden ByLock haberleşme programı kullanıldığı tespit edilmiştir. Başvurucunun telefonuna el konulmuştur. Sonrasında Başsavcılık tarafından FETÖ/PDY’ye üye olma suçu isnadıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

Başvurucu mahkemeye başvuru yapmış ve hüküm kurulmasına rağmen telefonun ve SIM kartının iade edilmemesi nedeniyle söz konusu eşyaların iadesini talep etmiştir. Mahkeme ek karar ile eşyaların adli emanete alındığını gerekçe göstermiş ve talebi reddetmiştir. Başvurucu aynı istem ile tekrar başvuru yapmıştır. Mahkeme telefon ile SIM kartın dijital materyal imaj alma ve çıkarım işlemleri yapılmak üzere Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde işlem sırasında olduğu gerekçe göstererek karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

Başvurucu bu esnada mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak temyiz yoluna başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvurunun incelendiği tarih sırasında temyiz incelemesi devam etmekte olduğu ifade edilmiştir.

ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE BAŞVURU YOLLARININ TÜKETİLDİĞİ KABUL EDİLMİŞTİR.

Her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 141. Maddesi uyarınca tazminat yoluna gidilebileceği düşünülse de inceleme tarihinde incelemeye konu olan eşyanın iade edilmemiş olması nedeniyle bu yolun etkili olmayacağı kabul edilmiştir. Nitekim 141. Madde ile yalnızca tazminat giderim yolu mümkündür.

Bunun yanı sıra başvurucunun hüküm kurulmasından sonra 2 farklı tarihte eşyanın iadesini talep etmesi ve bu taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle başvuru yollarının usulünce tüketildiği kabul edilmiştir.

ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE ÖNEMLİ ZARAR KRİTERİ YÖNÜNDEN TELEFONUN ÖNEM TAŞIDIĞINA KARAR VERİLMİŞTİR.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48/2 maddesi uyarınca anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği düzenlenmiştir.

Somut olayda cep telefonuna el konulmasının başvurucu açısından önemli bir zarar oluşturmadığı ileri sürülebilecek ise de başvurucunun ispat vasıtası olduğu düşünüldüğü için el konulan cep telefonunun başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kesinleşip suç isnadı altında olma durumu sona erdiği halde iade edilmemesinin Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakları kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşıdığı değerlendirilmiştir.

TELEFONUN İADE EDİLMEMESİ KANUNİ DAYANAĞIN VE MEŞRU AMACIN BULUNMAMASI NEDENİYLE MÜLKİYET HAKKININ İHLALİNİ OLUŞTURMAKTADIR.

Başvurucu hakkında başka bir soruşturmanın bulunduğu iddia edilmemesi ile cep telefonunun içeriğinden elde edilebilecek bulgular yönünden ispat vasıtası olma ihtimali kalmadığının kabulü gerekmektedir. Cep telefonunun başka kişilerle ilgili olarak yürütülen soruşturma kapsamında muhafaza altına alındığı da kamu makamlarınca öne sürülmemiştir. Bu nedenlerle, cep telefonunun muhafaza altında tutulmasında kanuni dayanağın bulunduğu hususunda tereddütler oluşturmuştur.

Başvurucu hakkındaki yargılamanın sona ermesi, cep telefonunun neticelenen soruşturma açısından ispat aracı olarak kullanılmasının mümkün olmaması, başvurucu hakkında başka bir soruşturma yürütülmüyor olması, kamu makamlarınca başvurucuya ait cep telefonun başka kişilerle ilgili soruşturmalar nedeniyle muhafaza altında olduğuna dair bir gerekçe sunulmaması nedenleriyle cep telefonunun iade edilmemesinde meşru bir amacın bulunmadığına kanaat sağlamıştır.

Böylelikle, başvurucunun cep telefonunun mahkeme tarafından yargılamanın sona ermesinden sonra iade edilmemesi mülkiyet hakkının ihlalini oluşturmuştur.

Danışmak İçin Arayın!